ENBİR

Sencer Solakoğlu: TMO Politikası Çiftçiyi Tüccara İtiyor

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
Bursa'da buğday tarlasında açıklamalarda bulunan Feyz Çiftliği sahibi Sencer Solakoğlu, Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) alım süreci, açıklanan hububat fiyatları ve üreticilerin ürün tesliminde yaşadığı sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Solakoğlu, mevcut uygulamaların küçük ve orta ölçekli üreticileri tüccara bağımlı hale getirdiğini savundu.

BURSA — Bursa'nın ilk "Hastalıktan Ari" ve Avrupa Birliği normlarında üretim yapan Feyz Çiftliği'nin sahibi Sencer Solakoğlu, Bursa'da buğday tarlasında yaptığı açıklamada, Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) hububat alım politikaları, açıklanan buğday fiyatları ve üreticilerin hasat döneminde karşılaştığı sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Solakoğlu, mevcut uygulamaların özellikle küçük ve orta ölçekli üreticileri zor durumda bıraktığını savunurken, üretimin sürdürülebilirliği için alım ve pazarlama sisteminin yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.

Konuşmasına buğday ve arpa üretiminden söz ederek başlayan Solakoğlu, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından açıklanan buğday verim tahminlerinin sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini öne sürdü. Resmî açıklamalarda dekara ortalama 400 kilogram verim beklentisinin dile getirildiğini hatırlatan Solakoğlu, bu rakamın mevcut üretim verileriyle uyuşmadığını iddia etti.

Bu konudaki eleştirisini rakamlarla anlatan Solakoğlu,

"Bakın hep diyorum ya tarımın tesisinden anlamayan bakan diye. Size bir örnek vereceğim. Diyor ki bu sene 400 kilo ortalama verim alacağız. Yani onun hesabına göre 28 milyon ton şu anda buğday üretiyor olmamız lazım. Böyle bir rakam yok. Uluslararası, ulusal hiçbir yerde yok."

ifadelerini kullandı.

Destekleme hesaplamalarında farklı bir verimin esas alındığını belirten Solakoğlu, açıklanan veriler arasında önemli bir tutarsızlık bulunduğunu ileri sürdü.

Solakoğlu,

"Desteklemelerde zaten 325 kilo desteği baz almışlar. Yani en iyi ihtimalle yanılma payı yüzde 20 mertebesinde."

diyerek açıklanan üretim beklentileriyle destekleme hesaplamalarının birbiriyle uyumlu olmadığını savundu.

Konuşmasının devamında üreticinin ekonomik durumuna değinen Solakoğlu, yıllar içinde buğdayın alım gücünde ciddi bir gerileme yaşandığını öne sürdü. Bunu günlük yaşamdan verdiği bir örnekle anlatan Solakoğlu, çiftçinin ürettiği ürün karşılığında satın alabildiği temel tüketim ürünlerinin azaldığını söyledi.

Bu değerlendirmesini şu sözlerle dile getirdi:

"2002 yılında 10 kilo buğday hasat ettiğiniz zaman 15 tane simit alabiliyordunuz. Bugün aynı 10 kilo buğdayla 8 tane simit alabiliyorsunuz."

ifadelerini kullanan Solakoğlu, açıklanan alım fiyatlarının üreticinin refahını artırmaya yetmediğini savundu.

Bu tablonun yalnızca fiyatlardan kaynaklanmadığını ifade eden Solakoğlu, temel sorunun üretimin devamlılığını sağlayacak politikaların oluşturulamaması olduğunu ileri sürdü.

Konuşmasında hükümetin tarım politikalarına yönelik eleştirilerde bulunan Solakoğlu,

"Aslında işi çok iyi biliyorlar ama onların derdi Türkiye'de üretimin devam etmesi yönünde değil. Onların tek derdi var; aman fiyatlar ucuz olsun, aman gıda enflasyonundan oy kaybına uğramayalım."

iddiasında bulundu.

Kendisinin farklı bir üretim modeli öngördüğünü belirten Solakoğlu, tarımın yalnızca üretimin sürdürülmesine değil, üreticinin gelir elde ederek üretimde kalmasına odaklanması gerektiğini savundu.

"Bizim derdimiz çok başka. Biz üreten bir Türkiye ama üreterek zenginleşen bir Türkiye hayal ediyoruz."

sözleriyle üreticinin gelir seviyesinin tarımsal üretimin geleceği açısından belirleyici olduğunu ifade etti.

Açıklanan hububat alım fiyatlarına da değinen Solakoğlu, buğday için açıklanan fiyatın yaklaşık 16,5 lira seviyesinde olduğunu, ödemelerin ise ilk etapta 45 gün içinde yapılacağının duyurulduğunu hatırlattı. Ancak uygulamada yaşanan sorunların açıklanan fiyatın üretici açısından yeterli güvence oluşturmasını engellediğini savundu.

Konuyla ilgili olarak Solakoğlu,

"16,5 lira mertebesinde bir fiyat açıkladılar. Dediler ki 45 günde ödeme yapacağız. TMO bu ürünleri alacak dediler."

ifadelerini kullandı.

Toprak Mahsulleri Ofisi'nin görevinin üreticiyi serbest piyasadaki düşük fiyatlara karşı korumak olduğunu belirten Solakoğlu, uygulamada bunun gerçekleşmediğini öne sürdü.

Bu görüşünü şu sözlerle dile getirdi:

"Toprak Mahsulleri Ofisi çiftçinin kara gün dostu sözüm ona. Eğer tüccar daha düşük fiyat söylüyorsa ben bir çiftçi olarak götürüp buğdayımı TMO'ya verebilmeliyim. Ama problem şu ki TMO alım yapamıyor. Şu anda yazılsanız bile götüremiyorsunuz."

ifadelerini kullandı.

Solakoğlu, açıklamasında TMO'nun alım kapasitesi ve depolama süreçlerinde yaşanan sorunların üreticilerin pazarlık gücünü zayıflattığını iddia ederken, hasat döneminde ürününü teslim edemeyen çiftçilerin serbest piyasaya yönelmek zorunda kaldığını savundu.

Konuşmasının devamında Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) alım sürecinde yaşandığını öne sürdüğü sorunları ayrıntılarıyla anlatan Solakoğlu, açıklanan alım fiyatlarının tek başına üreticiyi korumaya yetmediğini savundu. Asıl sorunun, üreticinin ürününü açıklanan fiyat üzerinden TMO'ya teslim edememesi olduğunu belirten Solakoğlu, alım kapasitesi ve depo planlamasında yaşanan aksaklıkların piyasayı doğrudan etkilediğini ifade etti.

TMO'nun açıkladığı alım hedeflerine rağmen sahada farklı bir tablo bulunduğunu iddia eden Solakoğlu,

"Toplam aldıkları 5 milyon ton diyor ya… 28 milyon ton alacağız. 5 milyon ton bitti. Yer kalmadı. Dolayısıyla alım da yapamadıklarını bildikleri gibi yüzlerine gözlerine bulaştırdılar."

ifadelerini kullandı.

Solakoğlu, alım sürecindeki sorunların yalnızca depo kapasitesiyle sınırlı kalmadığını, satış fiyatlarının hasat döneminden önce açıklanmasının da piyasa üzerinde baskı oluşturduğunu ileri sürdü.

Bu değerlendirmesini,

"Satış fiyatını da iki ay sonraki satış fiyatını da önceden beyan ettiler."

sözleriyle dile getirdi.

Serbest piyasada oluşan fiyatların açıklanan alım fiyatlarının altında kaldığını savunan Solakoğlu, bunun üreticinin gelir kaybını artırdığını öne sürdü.

"16 bin 500, 16 bin 700 lira civarında açıkladıkları fiyat bugün piyasada 14 liralara kadar düşmüş durumda."

diyen Solakoğlu, açıklanan fiyatların üreticinin eline fiilen geçmediğini iddia etti.

Konuşmasını sürdürürken bulunduğu buğday tarlasını örnek gösteren Solakoğlu, küçük ölçekli üreticilerin hasat ettikleri ürünü TMO'ya ulaştırmasının sanıldığı kadar kolay olmadığını söyledi.

"Bakın şu anda buğday tarlasındayız. Burası herhalde 30 dönüm civarında bir arazi. Burada buğdayını hasat eden bir çiftçi bunu nereye götürecek? Hangi TMO'ya götürecek?"

ifadelerini kullandı.

Bursa'daki üreticilerin Bandırma yönündeki depoları kullanmak zorunda kaldığını belirten Solakoğlu, bu durumun ilave maliyet oluşturduğunu savundu.

"Şanslı bir yerdeyiz Bursa'da olduğumuz için. Buradan 30-40 kilometre ötede TMO'nun depoları var. Ama orası açılırsa götürebiliyorsunuz. Traktörle götüremezsiniz, kamyonla götürseniz sıra vermiyorlar. Kamyon bekledikçe de nakliye parası yazıyor."

diyerek teslim sürecinin üretici açısından ekonomik yük oluşturduğunu ifade etti.

Nakliye, bekleme süresi ve finansman maliyetlerinin üreticiyi zorladığını dile getiren Solakoğlu, bu şartlarda çiftçilerin ürünlerini bekletmek yerine serbest piyasada satmak zorunda kaldığını ileri sürdü.

"Zaten harcı borcu kurtarmıyor. Sonunda yine geldik çiftçinin tüccara mahkûm edildiği bir organizasyona."

ifadelerini kullandı.

Konuşmasının bu bölümünde finansman maliyetlerine de değinen Solakoğlu, ilk etapta 45 gün olarak açıklanan ödeme süresinin daha sonra 21 güne düşürüldüğünü hatırlattı. Ancak yüksek faiz ortamında bunun da üreticinin ihtiyacını karşılamaya yetmediğini savundu.

"45 günde ödüyorlardı, onu 21 güne çekmişler. Ama yüzde 40-50 ile kredi kullanılan bir yerde bunun da aylık ciddi bir maliyeti var. O 21 gün bile çiftçiye uzun geliyor."

ifadelerini kullandı.

Solakoğlu, bu nedenle birçok üreticinin ürününü bekletmek yerine zararına satmayı tercih etmek zorunda kaldığını öne sürerek,

"Adam diyor ki 'lanet olsun'... Bakın zararına tüccara veriyorlar."

şeklinde konuştu.

Arpa piyasasına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Solakoğlu, açıklanan alım fiyatlarıyla serbest piyasadaki fiyatlar arasında önemli fark bulunduğunu iddia etti.

"Arpayı 12,5-12,7 lira civarında açıkladılar. Şu anda Türkiye'de 9 liraya el değiştiriyor."

ifadelerini kullanan Solakoğlu, küçük ve orta ölçekli işletmelerin ürünlerini değerlendirebilecek alternatif pazarlama kanallarına sahip olmadığını savundu.

Üreticilerin içinde bulunduğu durumu değerlendiren Solakoğlu,

"Türkiye'nin gerçeği küçük ve orta ölçekli işletmeler. Bu işletmelerin eli kolu bağlı ve her zaman tüccara mahkûmlar."

ifadeleriyle mevcut sistemin özellikle küçük üreticileri daha fazla etkilediğini ileri sürdü.

Konuşmasının son bölümünde yalnızca eleştirilerde bulunmadığını, çözüm önerilerini de paylaşmak istediğini belirten Sencer Solakoğlu, tarımsal üretimde belirsizliğin ortadan kaldırılması gerektiğini savundu. Üreticinin ekim dönemine girerken ürününü hangi şartlarda satacağını bilmesinin hem üretim planlaması hem de gelir istikrarı açısından önemli olduğunu ifade eden Solakoğlu, üretimin sürdürülebilirliğinin ancak öngörülebilir bir piyasa yapısıyla sağlanabileceğini söyledi.

Konuşmasının bu bölümünde mevcut sistem yerine farklı bir model öneren Solakoğlu,

"Eleştiriyoruz da çözüm önerisi de sunacağız."

ifadelerini kullandı.

Üreticinin, tohumu toprakla buluşturmadan önce satış şartlarını bilmesi gerektiğini belirten Solakoğlu, planlı üretimin ancak bu şekilde mümkün olacağını dile getirdi.

Bu konudaki önerisini şu sözlerle anlattı:

"Biz bu buğday tohumu toprağa değmeden önce çiftçi, hasat edildiği zaman kime, kaç paradan, hangi kalitede ve hangi vadede ödeyeceğini bilerek ekecek."

ifadelerini kullandı.

Tarımsal üretimde en önemli unsurun öngörülebilirlik olduğunu savunan Solakoğlu, üreticinin zarar edeceğini düşündüğü bir ürünü ekmeye zorlanmaması gerektiğini belirtti.

"Dolayısıyla ekmemek de bir lüks müdür? Bir haktır aslında. Kimse zarar edeceğini bile bile ürün üretmez."

diyen Solakoğlu, üreticinin ekonomik gerçeklere göre karar verebilmesinin doğal bir hak olduğunu ifade etti.

Üreticilerin gelir elde edebilecekleri ürünlere yönelmelerinin piyasa dengesi açısından da olumlu sonuçlar doğuracağını savunan Solakoğlu,

"Zarar etmeyeceği ürüne yönelecektir. Dolayısıyla piyasa dengesini bulacaktır."

ifadelerini kullandı.

Konuşmasının sonunda gelişmiş ülkelerde uygulanan üretim modellerine atıfta bulunan Solakoğlu, tarım sektöründe öngörülebilirliğin artırılmasının hem üretici hem de piyasa açısından fayda sağlayacağını dile getirdi.

"Dünyanın gelişmiş ülkelerinde nasıl yapılıyorsa burada da bu şekilde yapılması lazım."

değerlendirmesinde bulunan Solakoğlu, üreticinin ekim öncesinde fiyat, alıcı ve ödeme koşullarını bilerek üretim yapmasının sektörün geleceği açısından önemli olduğunu savundu.

TARIM PUSULASI HABER MERKEZİ

Kaynak:Tarım Pusulası

Anahtar Kelimeler:
  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
TMO-TOBB Verileri: Temmuzda Hububat Fiyatları Belli OlduÖnceki Haber

TMO-TOBB Verileri: Temmuzda Hububat Fiya...

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
SCD Agriculture