
Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS), Webinar Serisi'nin 10. yayınında kooperatifçiliği tüm yönleriyle ele aldı. Hasat Türk Genel Yayın Yönetmeni ve AB Kooperatifçilik Uzmanı Erdem Ak, kooperatiflerin gıda sanayisinin doğal tedarik ortağı olduğunu belirterek, üretimden pazarlamaya, gıda güvenliğinden sürdürülebilirliğe kadar uzanan süreçte üstlendikleri stratejik role dikkat çekti.
İSTANBUL — Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS), gıda sektörünün güncel konularını ele aldığı Webinar Serisi'nin 10. yayınında kooperatifçiliği gündeme taşıdı. "İnsan Odaklı Bir Yol: Kooperatifçilik" başlıklı çevrim içi etkinlikte, Hasat Türk Genel Yayın Yönetmeni ve Avrupa Birliği Kooperatifçilik Uzmanı Erdem Ak, kooperatiflerin gıda sistemindeki yeri, üretici örgütlenmesi, gıda güvenliği ve sürdürülebilir üretim açısından üstlendikleri rolü değerlendirdi.
Webinarda konuşan Erdem Ak, kooperatiflerin yalnızca sosyal dayanışma amacıyla kurulan yapılar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, bu yapıların üretim, finansman, pazarlama ve insan kaynağı yönetimi gibi tüm işletme süreçlerini yürüten ekonomik organizasyonlar olduğunu ifade etti. Ak, kooperatifleri "sosyal temelli ekonomik işletmeler" olarak tanımlarken, sosyal hedeflerin ancak güçlü bir ekonomik yapı ile sürdürülebileceğini vurguladı.
Gıda sanayisinin temel hammaddesinin tarımsal üretimden sağlandığını belirten Ak, tarım alanında faaliyet gösteren kooperatiflerin sanayi için doğal bir tedarik ortağı konumunda bulunduğunu söyledi. Küçük üreticilerin ortak kalite standartları altında bir araya gelmesinin hem üretim sürekliliği hem de hammadde güvenliği açısından önemli avantajlar sağladığını belirten Ak, kurumsallaşan kooperatiflerin yalnızca hammadde sağlayan yapılar olmaktan çıkarak üretim, işleme, pazarlama ve ihracat süreçlerinde de doğrudan rol üstlenebildiğini dile getirdi.
Ak, kooperatiflerin çok sayıda üreticiyi aynı çatı altında buluşturmasının, tek üreticiye bağlı tedarik modellerine kıyasla daha sürdürülebilir bir yapı oluşturduğunu ifade etti. Bu yapının gıda sanayicileri açısından standardı belirlenmiş, kaynağı izlenebilir ve sürekliliği daha yüksek hammadde tedarikine katkı sunduğunu belirten Ak, kooperatiflerin hem üretici hem de sanayi açısından stratejik bir işlev gördüğünü söyledi.
Gıda güvenliğinin yalnızca üretim aşamasında başlamadığına dikkat çeken Ak, sürecin doğru girdilerin seçilmesiyle başladığını belirtti. Yem, tohum ve gübre gibi üretim girdilerinin standartlara uygun biçimde temin edilmesinin kooperatiflerin temel sorumluluklarından biri olduğunu ifade eden Ak, üretim sürecinde ortak kalite kontrol sistemlerinin kurulmasının özellikle çok sayıda küçük aile işletmesinden ürün toplanan sektörlerde kritik önem taşıdığını kaydetti. Üretim sonrasında ise ambalajlama, muhafaza, depolama ve pazarlama süreçlerinin de gıda güvenliğinin ayrılmaz parçaları arasında yer aldığını söyledi.
Kooperatiflerin gıda sisteminin sürdürülebilirliği açısından üstlendiği role de değinen Erdem Ak, sürdürülebilirliğin yalnızca üretimin devamlılığıyla sınırlı olmadığını, sosyal, ekonomik ve çevresel unsurların birlikte ele alınması gerektiğini belirtti. Kooperatiflerin üreticilerin ekonomik faaliyetlerini sürdürmesine, yerel üretim kapasitesinin korunmasına ve kırsal kalkınmanın desteklenmesine katkı sağladığını ifade eden Ak, bu yapıların gıda sisteminin geleceği açısından stratejik öneme sahip olduğunu söyledi.
Türkiye'deki tarım kooperatiflerinin en önemli sorunlarından birinin ölçek olduğunu vurgulayan Ak, küçük coğrafi alanlarda faaliyet gösteren kooperatiflerin günümüz rekabet koşullarında yeterli üretim ve pazarlama kapasitesine ulaşmakta zorlandığını dile getirdi. Benzer ürün desenine sahip köylerin, ilçe veya havza ölçeğinde ortak yapılanmalara yönelmesinin daha güçlü bir ekonomik model oluşturacağını belirten Ak, mevcut küçük kooperatiflerin ortak çatı altında birleşmesinin hem üretim miktarını artıracağını hem de kalite standardı ile pazarlama gücünü geliştireceğini ifade etti.
Ölçek ekonomisinin yalnızca pazarlama alanında değil, üretim girdilerinin temininde de önemli avantajlar sağladığını belirten Ak, çok sayıda üreticinin aynı organizasyon içinde yer almasının yem, tohum ve gübre gibi temel girdilerin daha uygun maliyetlerle satın alınmasına olanak verdiğini söyledi. Kooperatiflerin ölçeği büyüdükçe satın alma gücünün arttığını ve pazara düzenli ürün sunma kapasitesinin güçlendiğini kaydeden Ak, bunun hem üreticilere hem de sanayiye istikrarlı bir tedarik zinciri oluşturduğunu dile getirdi.
Kooperatiflerin sosyal amaçlar taşımasının yanında ekonomik faaliyet yürüten işletmeler olduğunun unutulmaması gerektiğini belirten Ak, başarılı bir kooperatif modelinin planlama ve işletme disipliniyle mümkün olacağını söyledi. Üretim miktarı, maliyetler, insan kaynağı, sermaye ihtiyacı, satış kanalları ve risk analizlerinin faaliyete başlamadan önce belirlenmesi gerektiğini ifade eden Ak, yalnızca iyi niyetle kurulan yapıların uzun vadede sürdürülebilir olmasının zor olduğuna dikkat çekti.
Kuruluş aşamasında sağlanan hibe ve bağışların önemli katkılar sunabileceğini ancak bunların kalıcı bir gelir modeli oluşturmadığını belirten Ak, kooperatiflerin uzun vadede kendi ekonomik faaliyetleriyle ayakta kalmasının temel hedef olması gerektiğini söyledi. Hibelerin başlangıç için "can suyu" niteliğinde değerlendirilebileceğini ifade eden Ak, kalıcı başarının ise planlı üretim, düzenli gelir ve kurumsal yönetim anlayışıyla mümkün olacağını vurguladı.
Webinarın son bölümünde gıda sanayisi ile kooperatifler arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunan Ak, birincil tarımsal üretim ile gıda sanayisinin aynı üretim zincirinin ayrılmaz parçaları olduğunu belirtti. Gıda sanayicilerinin kooperatiflerle daha yakın iş birliği geliştirmesinin, ortak projeler yürütmesinin ve tedarik süreçlerinde bu yapılarla daha güçlü ilişkiler kurmasının hem üreticilere hem sanayiye hem de ülke ekonomisine katkı sağlayacağını ifade etti.
Webinar kapsamında yapılan değerlendirmelerde, kooperatiflerin yalnızca üreticilerin ekonomik örgütlenmesini sağlayan yapılar olmadığı; gıda güvenliği, izlenebilirlik, sürdürülebilir üretim, yerel kalkınma ve güçlü tedarik zincirlerinin oluşturulmasında da önemli görevler üstlendiği vurgulandı. TÜGİS'in düzenlediği etkinlikte öne çıkan ortak mesaj ise kooperatiflerin kurumsal kapasitelerinin geliştirilmesi ve gıda sanayisiyle daha güçlü iş birliklerinin kurulmasının, gıda sisteminin geleceği açısından stratejik önem taşıdığı oldu.
TARIM PUSULASI HABER MERKEZİ
Kaynak:Tarım Pusulası



















































Yorum Yazın