
Rusya ile Ukrayna arasında tırmanan gerilim ve Karadeniz'deki ticaretin aksaması, Türkiye'nin tahıl ve yem hammaddesi ithalatında önemli rol oynayan limanlarda faaliyetleri yavaşlattı. Sektör temsilcileri, sürecin uzaması hâlinde lojistikten yem sanayine kadar birçok alanda ekonomik kayıpların artabileceği uyarısında bulundu.
HASAN BASRİ ÖZAYDIN / BANDIRMA – Türkiye limanları tarihinin en sakin zamanını yaşıyor. Bandırma, İzmir ve Samsun limanlarına uzun süredir gemi yanaşmadığı için, ilgili birçok sektör sıkıntıya girdi. Süreç uzarsa işten çıkarmalar söz konusu.
Rusya ve Ukrayna arasında gerilimin tırmanması ve deniz ticaretinin kesintiye uğraması sonucu Türkiye’deki limanlarda da işler resmen durdu. Sektör temsilcileri bunu bir azalma değil, resmen bir durma olarak nitelendiriyor. Sürecin uzaması ile, zincirleme olarak etkilenen sektörlerde, yakında zamanda işten çıkarmalar ve şirket kapanmaları konuşulmaya başlandı bile.
Rusya ile Ukrayna arasında dron ve füze saldırıları ile karşılıklı olarak 180’nden fazla ticaret gemisinin kullanılamaz hale gelmesi sonucu bu iki ülkenin limanlarından ticaret gemilerinin çıkışları durdu. Yüzde 80’i tahıl taşıyan bu gemiler, bu iki ülkeye de komşu olmamızdan dolayı en çok Türkiye limanlarına yük getiriyordu. Ticaretin durması ile bu krizden en çok etkilenen ülkelerin başında Türkiye geliyor. Türkiye’de bu gemilerin yük taşıdığı limanlar arasında Samsun, Karasu, Bandırma, Tekirdağ, İzmir, Aliağa, Mersin ve İskenderun limanları buluyor.
Limanlardaki işlerin durmasında dolayı, gümrük müşavirlikleri, limandan fabrikalara mal taşıyan nakliyeciler, gözetim firmaları, limandaki tahliyeleri ve yüklemeleri gerçekleştiren acenteler, gemi brokarları ve gemi sahibi armatörler doğrudan etkilenen sektörler arasında bulunuyor.
Limanlar gelebilen gemileri adeta bandoyla karşılıyor
İzmir merkezli gemi acente firması Aris Shipping kurucu ortağı ve Genel Müdürü Atilla Altındağ, personel giderlerinin yüksek olduğunu, sürecin uzaması sonucu ilgili sektörlerde eleman çıkarmaya ve küçülmeye kadar gidile bilebileceğini söyledi. Yetişmiş eleman sıkıntısının yaşandığı sektörlerde bir bir emeklerle yetiştirilmiş personelin işsiz kalmasının hazin bir durum olduğu belirten Altındağ şunları söyledi: “Şu anda bizim bulunduğumuz İzmir Alsancak Limanı’nda tek bir tane bile tahıl gemisi yok. Bu limanlardan ithalatımız yüzde 80 iken ihracatımız yüzde 20 civarında. Rusya ve Ukrayna’dan gemiler gelmeyince bu limanlarda işler durma noktasına geldi. Limanda iş yapan nakliyeciler kan ağlıyor. Daha önce bazı gemileri kabul etmekte zorlanan limanlar nadiren gelen gemileri adeta bandoyla karşılıyor. Türkiye’de yem fabrikaları limanlara yakın mesafelerde kurulduğu için, İç Anadolu bölgelerinden hammadde alamıyorlar. Bu da bu firmaların elini kolunu bağlıyor.”
“Ateşkes sonbahara uzarsa limanlarda hem yığılma hem de hava muhalefetiyle uğraşacağız”
Türkiye’nin yem ve hububat ithalatında lider konumda bulunan Bandırma Çelebi Limanı da oldukça sakin günler yaşıyor. Bandırma açıklarında demirleyen birkaç maden gemisi dışında limanda bir tahıl gemisi bulunmuyor. Limandaki yetkililerinden aldığımız bilgilere göre, Bandırma Çelebi Limanı’nda yılda 3 ila 3,5 milyon ton hububat ve yem ham maddeleri elleçleme yapılıyor. Bandırma bölgesi ağılıklı olarak yem üreticilerinin yoğunlukta olduğu bir bölge. Limanda 11 tane terminal bulunuyor, duruma göre aynı anda 7-8 gemi tahliyesi yapılabiliyor. Bu ürünler, Mısır, Buğday, Arpa ile buğday kepeği, mısır kepeği, DDGS, pirinç kepeği ve küspelerden oluşuyor. Liman yeklilileri barış ve ateşkes sağlanması durumunda, Ukrayna ve Rusya’dan gemilerin birbiri ardına geleceğini ve bunun da hem İstanbul Boğazı’nda hem de limanlarda aşırı bir yığılmaya sebep olabileceğini söylediler. Kaynaklarımız konuyla ilgili yaptıkları açıklamada, “Limanların belli bir kapasitesi var. Bu sürecin bir an önce çözüme kavuşturulması ve akışın kesintisiz devam etmesi gerekiyor. Aksi takdirde bu çözüm bir de son bahara kadar uzarsa, yığılmanın dışında hava muhalefeti ile de uğraşacağız. Burada birçok gemi açıkta günlerce beklemek zorunda kalacak. Demorajlar oluşacak. Ticari kayıplar artacak” denildi.
Yem sanayinin alternatifi az
Bu krizden doğrudan etkilenen sektörlerin başında ise yem sanayi geliyor. Ciddi bir ihracatı olan yem sektörü, hammaddenin önemli bir miktarını yurtiçinden temin etse de bazı ürünlerde hem yeterli üretim olmadığı ve hem de kalite sorunlarından dolayı hammaddeyi Ukrayna ve Rusya’dan ithal etmek zorunda kalıyor. Yani yem ihracatımız göreceli olarak dışa bağımlı durumda. Bu yüzden Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın dozunun artması, ticaret gemilerinin çıkışını engellediği için yem sektörü hammadde bulmakta zorluk çekiyor. Sevkiyatın durmasından dolayı hammadde fiyatları oldukça yüksek fiyatlardan satılıyor, bu da ihracatta yem sanayinin elini zayıflatıyor.
Gümrük mevzuatı kolaylaştırılmalı
Bu limanlardan tahıl ve yem hammaddeleri ithalatını gerçekleştiren sektörlerin başında gümrük müşavirlik firmaları geliyor. 20 yıldan fazladır, tüm limanlarda faaliyet gösteren Melita Gümrük Müşavirliği Onursal Başkanı, dış ticaret uzmanı ve gümrük müşaviri M. Yakup Ataş, Ukrayna-Rusya savaşının son dönemlerde her iki ülkenin karşılıklı birbirlerinin liman alt yapılarına ve sevkiyat rotalarına saldırması sonucu yem ve gıda tedarikinde büyük krizin kapıda olduğunu belirtti. Ataş, şöyle konuştu: “Son yaşanan olaylar yüzünden emtia fiyatlarında yüzde 30’ların üzerinde artışlar yaşandı. Navlun fiyatları uçmuş durumda. Liman ve gemilerin insansız hava araçları ile vurulduğu günden bu yana tüm sevkiyatlar durma noktasına gelmiştir. Daha önce Tahıl Koridorunun açılmasını sağlayan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın tekrar tarafları bir masaya getirip koridoru yeniden açarak hem ülkemiz hem de diğer tedarikçi ülkelerin önünü açmasını bekliyoruz. Aksi taktirde yem ve gıda sektörünü zor günler bekliyor.”
Yakup Ataş, ayrıca ülkemiz gümrük mevzuatlarında yeniden düzenlemelere gidilmesi gerektiğini belirterek, analiz sıklıklarının azaltılması ve analiz sonuçlarının ve karantina kontrollerinin kolaylaştırılarak gereksiz beklemelerle ithalatçının zarar etmesinin önüne geçilmesi gerektiğini söyledi.
Samsun’da faaliyet gösteren Yelken Denizcilik Operasyon Müdürü Murat Sevinç, Samsun’da Yeşilyurt, Ceynak ve Toros olmak üzere üç adet liman bulunduğunu bu limanların farklı ülkelerden hurda demir, atık lastik ve kömür gibi yükleri kabul ettiği için, tahıl ürünlerine bağlı çalışan diğer limanlara göre nispeten daha az etkilendiğini ancak yine de gözle görülür bir yavaşlama olduğunu söyledi. Sevinç, tahıl yönünden bakıldığında, yakınlıktan dolayı hububat ve yem hammaddelerinin ithalatının çoğunlukla Rusya’dan yapıldığını eğer bu ticaretin önü açılmazsa her liman gibi Samsun’un da bundan olumsuz etkileneceğini söyledi.
Meralar kullanıma açılmalı
BA Ticaret Genel Müdürü İzzet Alev, Türkiye’nin dünyada önemli bir yem üreticisi konuma geldiğini söyledi. Yem ham maddelerinde Türkiye’nin bazı ürünlerde dışa bağımlılığının artarak devam ettiğini ancak buna mukabil geçici çözümlerle sorunun önüne geçilmeye çalışıldığını belirten Alev, “Türkiye nüfusu 86 milyonu geçti. Hem ihracatımız var hem de iç kullanımız var. Dolayısıyla, kota açıp kapatmak yerine daha kalıcı çözümler üretmeliyiz. Türkiye’de kullanılmayan meralar var. Bunlar ıslah edilip hayvancılığın hizmetine sunulabilir. Verimi arttırmak için genetiği değiştirilmiş ürünlerin ekimine sınırlı miktarlarda izin verilebilir. Daha global merkezi bir planlama ile ihtiyaçların önden tespiti şart. Türkiye’nin önümüzdeki 2 yılda hangi hammaddeye ihtiyacı olduğu biliniyor” dedi.
Kaynak:Tarım Pusulası




















































Yorum Yazın