
Çin hükümeti, 2026-2030 döneminde tahıl üretim kapasitesini 725 milyon tona çıkarmayı hedefliyor. Yeni beş yıllık plana göre artış, tarım arazilerini genişletmek yerine teknoloji, toprak koruma ve tohum inovasyonu yoluyla verim artışıyla sağlanacak.
Çin hükümeti, 2026-2030 dönemini kapsayan yeni beş yıllık planında tahıl üretim kapasitesini 725 milyon tona yükseltmeyi hedeflediğini açıkladı. Plan kapsamında üretim artışının yeni tarım arazileri açmaktan ziyade teknoloji kullanımı, toprak koruma ve tohum geliştirme çalışmalarıyla verim artışı üzerinden sağlanması öngörülüyor.
Parlamentoya sunulan yıllık raporlar ve yeni kalkınma planına göre Çin, tarımda üretim kapasitesini artırmak için özellikle birim alandan elde edilen verimi yükseltmeye odaklanacak. Uzmanlara göre ülkede tarım arazilerinin ve sulama kaynaklarının sınırlı olması, üretim artışının büyük ölçüde verimlilik artışına bağlı olduğunu gösteriyor.
Tarım politikaları analisti Matthew Nicol’e göre Çin’in stratejisinde “birim başına verim artışı” kritik önem taşıyor. Nicol, ülkede yeni tarım arazileri oluşturma imkanının sınırlı olduğunu ve üretim artışının büyük ölçüde teknoloji ve üretim verimliliğiyle sağlanabileceğini belirtiyor.
Tahıl üretiminde verim artışı hedefleniyor
Resmî raporlara göre Çin yönetimi, geniş tarım alanlarında tahıl ve yağlı tohumlarda birim alan verimini artırmayı planlıyor. Plan kapsamında pirinç ve buğday üretiminin istikrarlı şekilde korunması, buna karşılık mısır ve soya üretim kapasitesinin genişletilmesi hedefleniyor.
Sınırlı arazi ve su kaynakları nedeniyle Çin’in uzun vadeli gıda güvenliği hedeflerine ulaşabilmesi için tarımda teknoloji kullanımını artırması gerekiyor. Bu kapsamda tarım makineleri yatırımları ve tohum inovasyonu öncelikli alanlar arasında yer alıyor.
İthalata bağımlılığı azaltma hedefi
Çin geçen yıl 715 milyon tonluk rekor tahıl üretimine ulaşmış olsa da özellikle soya fasulyesi gibi bazı tarım ürünlerinde ithalata büyük ölçüde bağımlı olmaya devam ediyor. ABD ise Çin’in en büyük tedarikçilerinden biri konumunda bulunuyor.
Yeni plan, Çin’in tarım ithalatını çeşitlendirmeyi ve “istikrarlı ve kontrol edilebilir denizaşırı tedarik kanalları” oluşturmayı hedeflediğini de ortaya koyuyor. Ayrıca ithalat bağımlılığını azaltmak amacıyla sentetik biyoloji ve alternatif protein kaynaklarının geliştirilmesi de planın önemli başlıkları arasında yer alıyor.
Çin yönetimi, Nisan 2025’te hayvan yemlerinde kullanılan soya küspesi oranını 2030 yılına kadar %10’a düşürmeyi hedefleyen bir politika açıklamıştı.
Toprak koruma politikaları güçlendirilecek
Plan kapsamında Çin’in kuzeydoğusundaki verimli “siyah toprak” alanlarının korunması da öncelikler arasında bulunuyor. Ayrıca tuzlu ve alkalin özellik taşıyan tarım arazilerinin rehabilitasyonu için çalışmaların hızlandırılması planlanıyor.
Beş yıllık plan, özellikle kuzeydoğu bölgesi, ovalar, sulanan alanlar ve yüksek verim potansiyeline sahip bölgelerde yüksek standartlı tarım arazilerinin geliştirilmesine öncelik verileceğini ortaya koyuyor.
Çin hükümetinin 2025 yılında tamamlanan dört yıllık ulusal toprak araştırmasının sonuçlarını bu yıl açıklaması bekleniyor. 2014 yılında yapılan son araştırma, ülkenin tarım arazilerinin yaklaşık %40’ının kimyasal kullanımı ve ağır metal kirliliği nedeniyle bozulduğunu ortaya koymuştu.
Tohum inovasyonu ve biyoteknoloji
Beş yıllık plan, yüksek verimli, kaliteli ve stres koşullarına dayanıklı yeni bitki çeşitlerinin geliştirilmesini hedefliyor. Ayrıca Çin yönetimi tohum sektörünü güçlendirmek amacıyla başlatılan tohum endüstrisi canlandırma programını hızlandırmayı planlıyor.
Uzmanlara göre raporlarda kullanılan “atılım sağlayan çeşitler” ifadesi, doğrudan belirtilmese de gen düzenleme veya genetiği değiştirilmiş ürünleri de kapsayabiliyor.
Plan ayrıca tarımda yapay zekâ destekli dijital uygulamalar ve biyoteknoloji tabanlı üretim sistemlerinin geliştirilmesini de içeriyor.
Çin son yıllarda genetiği değiştirilmiş mısır ve soya çeşitlerinin ticari üretimini başlatmış durumda. Bu adımın temel amacı verimi artırmak ve gıda güvenliğini güçlendirmek olsa da tüketici hassasiyetleri nedeniyle bu teknolojilerin yaygınlaşması henüz sınırlı düzeyde kalıyor.
Kaynak:REUTERS




















































Yorum Yazın