
Vakkas Kuzu, deprem sonrası Kahramanmaraş’ta küçükbaş hayvan varlığının ciddi oranda azaldığını belirterek yetiştiricilerin sigorta desteği, yem desteği ve daha işlevsel hayvancılık politikaları beklediğini söyledi.
Harun Göksel / KAHRAMANMARAŞ –Tarım gazetecisi Harun Göksel; uzman konuklar ve öğrencilerle bir araya geldiği “Tarımda Geleceği Savunmak” programı sonrasında, Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Vakkas Kuzu ile deprem sonrası bölgedeki küçükbaş hayvancılığın durumunu, yetiştiricilerin bitmek bilmeyen mesaisini ve çözüm bekleyen sorunlarını enine boyuna konuştu.
İşte Kahramanmaraş’ta hayvancılığın mevcut tablosunu ortaya koyan o çarpıcı söyleşi:
Deprem Öncesi ve Sonrası: "Sayılar Yarı Yarıya Düştü"
Sayın Başkan, Kahramanmaraş’taki küçükbaş hayvan varlığımız şu an ne durumda? Deprem süreci rakamları nasıl etkiledi?
Vakkas Kuzu: Şehrimizde şu an 900 bine yakın bir koyun-keçi varlığımız var. Ancak deprem öncesiyle kıyasladığımızda tablo oldukça üzücü. Depremden önce 434 binden fazla anaç hayvan için destekleme alıyorduk. Bugün bu rakam neredeyse yarı yarıya düştü. 2026 yılına baktığımızda, ilk etapta destek alabilecek hayvan sayısı 220 bin civarında; toplamda ise ancak 250 bin rakamına ulaşabileceğimizi öngörüyoruz.
Neden bu kadar büyük bir kayıp yaşandı? Sadece doğrudan ölümler mi etkili oldu?
Vakkas Kuzu: Sadece doğrudan kayıplar değil; deprem sonrası yaşanan yavru kayıpları, yetiştiricinin nakit ihtiyacı nedeniyle elindeki hayvanı acilen satması ve stres kaynaklı döl tutmama (gebe kalamama) sorunları bu düşüşü tetikledi. Bu sebeplerden ötürü şu an ilimizdeki hayvanların yaklaşık %40’ı destekleme kapsamı dışında kalıyor. Biz toplam varlığın sadece %60’ı için destek alabiliyoruz.
Destekleme Modeli ve Sosyal Haklar: "82 Bin Lira Değil, Sigorta İstiyoruz"
Desteklemeler konusunda yetiştiricinin somut talepleri neler? Mevcut sistem ihtiyacı karşılıyor mu?
Vakkas Kuzu: Mevcut "sürü yönetimi" desteği olarak verilen 82 bin liradan ziyade, biz daha kalıcı bir çözüm istiyoruz. İşletmesinde 100 anaç koyun veya keçisi olan her aileye, eşleri de kapsayacak şekilde sigorta desteği verilmeli. Bu insanlar 7 gün 24 saat, 365 gün tatil nedir bilmeden çalışıyor.
Ayrıca talebimiz net: Hem ana hem de yavru (kuzu/oğlak) desteğe tabi tutulmalı. Özellikle deprem bölgesindeki illerde yem maliyetinin %50’si devlet tarafından karşılanmalı. Bölgede ikizlilik oranı düşük olduğu için yetiştirici birçok destekten faydalanamıyor; bu mağduriyet mutlaka giderilmeli.

Aşı ve küpeleme işlemleri için de bir "Sağlık Bakanlığı modeli" öneriniz var...
Vakkas Kuzu: Evet, tıpkı Sağlık Bakanlığının yeni doğan bebeklere yaptığı uygulama gibi; Türkiye genelinde doğan tüm kuzuların aşı ve küpesi ücretsiz olmalı. Yetiştirici "aşı desteği" adı altında para beklemek istemiyor; "Gel aşımı, küpemi bedava yap" diyor. Bu, hayvan sağlığı ve kayıtlılık için en rasyonel yoldur.
Bürokratik Engeller: "Çobandan Yüksek Lisans Beklenemez"
Tarımsal örgütlerin derecelendirilmesi konusunda bir siteminiz var. "Birinci sınıf" olma kriterleri sahaya uygun mu?
Vakkas Kuzu: Bakın, birinci sınıf tarımsal örgüt derecelendirmesinde yönetimde "yüksek lisans sahibi" veya "kadın yönetici" gibi şartlar aranıyor. Bizim yetiştiricimiz, çobanımız dağda hayvanının peşinde. Bu şartları sağlayan insanı biz buralarda nasıl bulup yönetime koyacağız? Bu insanlar emektar çobanlar. Bu ve benzeri bürokratik şartlar yüzünden "birinci sınıf" kabul edilmememiz doğru değil.

Barınma ve İşletme Sorunu: "80 Santimlik Kapıdan Dana Çıkmaz!"
Depremden sonra yapılan kalıcı konutlar ve ahırlarla ilgili ciddi bir yerleşim sorunu yaşandığını biliyoruz. Detaylandırır mısınız?
Vakkas Kuzu: Eskiden evi ve ahırı altlı üstlü olan vatandaşımıza şimdi ev verildi ama ahır verilmedi. Verilen yerlerde de ev ile işletme arasına 2-3 kilometre mesafe konulmuş. Hayvancılıkta bu mesafe olmaz! Gece bir sorun olsa yetiştirici oraya nasıl yetişecek?
Ayrıca yapılan işletmeler çok yetersiz. 300 hayvanı olan yetiştiriciye 85 metrekare yer yapılmış; içine ancak 50 hayvan sığar. Daha da kötüsü; işletmelere 80 santimlik kapılar yapılmış. Bu kapıdan buzağı girer ama o hayvan büyüyüp dana olduğunda oradan geri çıkamaz!
Gençlere Çağrı ve Mesai Gerçeği
Gençlerin hayvancılığa bakışı nasıl? Onları sektöre geri kazandırabilir miyiz?
Vakkas Kuzu: Gençleri bu sektöre yönlendirmek için daha organize bir yapı kurmamız şart. Biz çadırlarda büyümüş, zorluğu görmüş bir nesiliz ama bugünün zorlukları çok farklı. Hayvana "Sen bekle, bugün sütünü sağmayacağım" veya "Yarın doğur" diyemezsiniz. Bu mesai bitmeyen bir aşk ve emek işidir. Eğer sosyal haklar (sigorta gibi) ve fiziki imkânlar iyileştirilirse, gençlerimiz toprağına ve sürüsüne yeniden sahip çıkacaktır.
"Biz 7 gün 24 saat çalışan insanlarız. Gecemiz gündüzümüz yok. Hayvancılık beklemeye gelmez."

Kaynak:Tarım Pusulası





















































Yorum Yazın