
Bugün size, alışılagelmiş siyasi tartışmaların, günlük ekonomik koşturmacaların çok ötesinde, Türkiye’nin geleceğinde önemli bir yer tutacağına inandığım bir projeden bahsetmek istiyorum. Rotamızı İzmir’in Dikili ilçesine çeviriyoruz. Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Dr. Ahmet Bağcı, Tarım Reformu Genel Müdürü Dr. Osman Yıldız ve ekibinin öncülüğünde kurulan bu projeyi ziyaretleri sırasında gördüğüm bir gerçek var: Bu proje sadece Ege’nin değil, Avrupa’nın en büyük yüksek teknolojili jeotermal sera kümelenmesi olarak yükseliyor.
Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi (OTB)
Bu proje, geleneksel tarımın çok ötesinde; teknolojinin, yenilenebilir enerjinin ve vizyonun bir araya geldiği bir hamle.
Rakamlarla Basit Bir Tarım Alanı Değil, Üretim Üssü!
Bazen projelerin büyüklüğünü anlatmak için rakamları görmek gerekmez mi? Ben de Dikili’de neyin inşa edildiğini incelemek istedim:
Devasa Bir Alan: Tam 3,04 milyon metrekarelik bir alan! Dile kolay; 8,3 milyon metreküp kazı-dolgu çalışması yapılmış, dağ taş eritilmiş.
Üretim ve Sanayi Entegrasyonu: Alanın içinde 50 adet yüksek teknoloji sera parseli ve üretilen ürünü katma değere dönüştürecek 47 sanayi parseli yer alıyor. Yani tarladan çıkan ürün, hemen yanı başında işlenecek, paketlenecek ve markalaşacak.
Yıllık 80.000 Ton Üretim: Bu alan, tam otomasyonlu topraksız tarım modeliyle yılda 80 bin ton yaş meyve ve sebze üretecek. Bu, hem iç piyasa için bir güvence hem de müthiş bir ihracat potansiyeli demek.
Gücünü Doğanın Kalbinden Alıyor
Projenin bana göre en önemli kısmı ise sürdürülebilirlik vurgusu. Dikili OTB, gücünü fosil yakıtlardan değil, yerin yüzlerce metre altındaki, Anadolu’nun en büyük potansiyellerinden biri olan jeotermal kaynaklarımızdan alıyor.
Toplam 11 üretim kuyusundan saniyede 351 litre debiyle akan 85 °C sıcaklığındaki jeotermal su, bu devasa seraları ısıtacak. Enerji gibi çok önemli bir gider kalemi bu şekilde halledilecek. Doğaya zarar vermeden, kışın en soğuk gününde bile yaz tazeliğinde üretim yapılacak.
Finansal Güven ve Sosyal Devrim
Böylesine devasa bir projenin arkasında güçlü bir finansal mimari var. Dünya Bankası (TUCSAP) finansmanı ile yürütülen projeye sağlanan 65 milyon dolarlık kaynak ve sadece bu yıl (2026) için ayrılan 2,2 milyar TL’lik dev ödenek, işin ne kadar ciddi tutulduğunun göstergesi. Zaten arazi ediniminden tapu işlemlerine, altyapıdan soğuk su kuyularına kadar olan süreç büyük ölçüde tamamlanmış durumda. Projenin kâğıt üstünde değil, sahada yükselmesi önemli.
Ancak projenin dikkat çekici bir başka noktası, yaratacağı sosyal dönüşüm. Dikili OTB, 3.500 ila 4.000 kişiye istihdam sağlayacak. En muazzamı ise kadın istihdamı hedefinin tam yüzde 75 olması!
Kısaca bu, sadece ekonomik bir kalkınma projesi değil; kadını üretimin merkezine alan, ezberleri bozan bir proje! Lojistik avantajları, ihracat odaklı yapısı ve yüksek katma değerli model pazar payı ile Dikili OTB’nin, Türkiye’nin tarımdaki önemli yüzlerinden biri olduğunu düşünüyorum. Geleneksel tarımın güncel krizlerle boğuştuğu, iklim krizinin kapımızı çaldığı bu çağda; teknoloji, jeotermal enerji ve kadın emeğiyle yazılan bu hikâye, ülkenin geleceğine dair umutlarımı tazeliyor. Ege’den yükselen bu jeotermal ateş, Türkiye’nin tarım vizyonunu aydınlatacak, yol gösterecek bir çalışma. Emeği geçen, bu vizyona ortak olan herkesi yürekten kutluyorum!



























Yorum Yazın