ENBİR
Harun Göksel

Harun Göksel

Mail: [email protected]

220 Kilometrelik Kanalın Sonundaki Acı Gerçek: Mardin'de 600 Metreden Su, Günde 8 Saat Elektrik Kesintisi

220 Kilometrelik Kanalın Sonundaki Acı Gerçek: Mardin'de 600 Metreden Su, Günde 8 Saat Elektrik Kesintisi

Güneydoğu Anadolu'ya, tarım odaklı bir yolculuk gerçekleştirdik. Şanlıurfa'dan başlayıp Mardin, Diyarbakır, Elazığ ve Malatya'yı kapsayan bu gezi boyunca gördüklerimizi ve dinlediklerimizi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Yan yana iki tarlanın sınırında durduğunuzu hayal edin... Aynı ovada, aynı iklim koşullarında, aynı toprağın üzerinde iki farklı üretim hikâyesi yaşanıyor. Bir tarafta finansman bulup kuyu açabilen, suya eriştiği için katbekat daha yüksek verim elde eden bir üretici var. Hemen yanı başında ise sermayesi olmadığı için suya ulaşamayan ve kuru tarım yapmak zorunda kalan başka bir üretici...

Bu manzara yalnızca bir verim farkını göstermiyor. Aynı zamanda kaynakların dağılımındaki adaletsizliğin en somut örneklerinden birini gözler önüne seriyor.

Yeraltı ve yerüstü su kaynakları, tıpkı madenler gibi bu milletin ortak zenginliğidir. Ancak sahada gördüğümüz tablo, suya erişimin arazinin konumuna ve üreticinin ekonomik gücüne göre şekillendiğini ortaya koyuyor. Parası olanın yüzlerce metre derine inerek su çıkarabildiği, sermayesi olmayanın ise kıraç topraklarda kaderine terk edildiği bir düzen sürdürülebilir olabilir mi?

Bugün asıl sormamız gereken soru şudur: Önceliğimiz sürekli yeni barajlar yapmak mı olmalı, yoksa mevcut barajlarda depolanan suyun tek damlasını bile kayıpsız şekilde üreticiye ulaştırmak mı?

Mevcut sulama altyapısında depolanan suyun büyük bölümünü kapalı ve modern borulu sistemlerle tarlalara ulaştırabildik mi? Damlama ve yağmurlama gibi modern sulama yöntemlerini tüm üreticiler için yarına değil, bugünden yaygınlaştırabildik mi?

Devlet desteklerinin odağı da tam burada olmalıdır. Su tasarrufu sağlayan modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması artık bir tercih değil, tarımsal üretimin geleceği açısından stratejik bir zorunluluktur.

Sorunun bir başka boyutu ise kamu yatırımlarının tamamlanamaması ve bunun bedelinin üreticiye ödetilmesidir.

Şanlıurfa'daki Atatürk Barajı'ndan Mardin'in Derik ilçesine kadar yaklaşık 220 kilometre boyunca geçtiği güzergâha su verebilen devasa bir kanal inşa ediliyor; ancak hattın sonunda yer alan toplama yapıları yıllardır tamamlanamıyor. Bunun sonucu olarak Mardin'de 50 bin hektarı aşkın tarım arazisi hâlâ sulama suyuna kavuşamıyor.

Bu alan, yaklaşık olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin yüzölçümünün dörtte birine denk geliyor.

Biz Konya'da 300-400 metreden su çekilmesini tartışırken, Mardin'de üreticinin 600 metre derinlikten su çıkarmaya çalışması başlı başına ağır bir maliyet oluşturuyor. Üstelik bunun üzerine elektrik dağıtımından kaynaklanan ve her gün yaklaşık sekiz saat süren kesintiler eklendiğinde, üretim ekonomik bir faaliyet olmaktan çıkıp adeta bir dayanma mücadelesine dönüşüyor.

Oysa tarımda yaşanan bu sorunların tamamının çözümü vardır.

Ancak kalıcı çözümler; siyasi irade, ekonomik kaynak, güçlü planlama ve toplumsal sorumluluk gerektirir.

Artık su yönetiminde daha adil, daha verimli ve daha sürdürülebilir bir anlayışa ihtiyaç var. Çünkü toprağı ayakta tutan yalnızca emek değildir; suya adil erişimdir.

Unutmayalım...

Su varsa hayat vardır.

Adalet varsa üretim vardır.

Ve ancak suyun adil paylaşıldığı bir ülkede, üretim sadece belirli bir kesimin değil, herkesin ortak geleceği olabilir.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
SCD Agriculture