
Neden fındık ve çay üretimine köyünde yaşayarak devam eden ailelere, köyünü terk etmesin diye gelir arttırıcı olarak jersey cinsi büyükbaş desteği yaygınlaştırılamasın? (En sonda söyleyeceğimi, yazının sonunu oku (ya) mayanlar için başta yazdım).
Karadeniz coğrafyası dışarıdan bakıldığında yemyeşil, kıpır kıpır ve üretimle dolup taşan bir tarım cenneti gibi görünür. Ancak rakamlara baktığımızda ardındaki ciddi bir sosyolojik ve ekonomik gerçek var: Karadeniz’in toprağı üretiyor ama toprağın gerçek sahibi artık orada yaşamıyor. Dünyanın ve bölgenin iki önemli ürünü olan çay ve fındık, giderek “yerinde yaşamayan” bir nüfusun hobi ya da ek gelir kapısına dönüşüyor.
Çayda Sürgün Nüfusu, Fındıkta "Hafta Sonu" Çiftçiliği
Kendisi de Rizeli olan, ÇAYKUR Genel Müdürü Yusuf Ziya Alim beyle çayı ve üreticisini konuştuk. ÇAYKUR ve özel sektör kayıtlarına göre Doğu Karadeniz’de 200 binin üzerinde ruhsatlı çay üreticisi var. Ancak saha analizleri; bu üreticilerin yalnızca %35 ila %45’i yılın 12 ayı boyunca köyünde ikamet ediyor. Toplam 208 bin ruhsat sahibinden sadece 75 ila 90 bin kadarı toprağın başında nöbet tutuyor. Bahçelerin %75’inin 5 dekar ve altında kalması, insanları kente göçe zorlarken; yaklaşık 50 bin gurbetçi ise İstanbul, Ankara veya Bursa’dan sadece sürgün zamanlarında memlekete uğrayıp dönüyor.

Benzer bir hikâye fındık havzalarında da yazılıyor. ÇKS ye kayıtlı 440 bin fındık üreticisi bulunurken, kayıtsız ve küçük hissedarlarla bu sayı 600 bine dayanıyor. Ne var ki, temel geçimini fındıktan sağlayıp kırsalda sürekli yaşayanların oranı yine %30-35 seviyelerinde seyrediyor. 130 ila 150 bin kişilik kemik kitle dışında kalan devasa üretici nüfusu, fındığı bir "yaz tatili ritüeli" veya ikincil gelir kaynağı olarak görüyor.
Tarımsal Gelecek Riske Giriyor
Bu durum, yalnızca bir nüfus hareketliliği meselesi değildir. Köyde sürekli yaşayan nüfusun azalması; bahçe bakımının, budamanın ve toprak ıslahının aksamasına, verimin düşmesine ve tarımsal bilginin kuşaktan kuşağa aktarılamamasına yol açıyor. Çay ve fındık, “sadece hasat zamanı hatırlanan” ürünler haline geldikçe, bölge tarımı sürdürülebilirlik krizine sürükleniyor.
Karadeniz kırsalı, toprağına yabancılaşan mülk sahipleri ile toprağı işleyecek yerleşik nüfus eksikliği arasında sıkışmış durumda. Giden gitti kalan sağlar bizimdir diyerek en azından şu anda köyünde yaşayan insanları yerlerinde tutmak zorundayız. Köylü ile konuşma fırsatım oldu. Yapabiliriz diyorlar! Ortalama fındık ve çay gelirlerine ek olarak, örneğin Karadeniz’e uygun yapılı “her aileye 2 ya da 3 jersey ırkı büyükbaş desteği” verilerek, etinden sütünden elde edilecek gelirle genç nüfusu kırsalda tutacak, geçimlik tarım üretimini anlamlı kılacak destekleme ve örgütlenme modelleri geliştirilemez mi? Yoksa; Karadeniz, ürünü bol ama insanı gurbette bir “yazlık tarım alanına” dönüşmekten kurtulamayacak.
Trabzon Tarım ve Orman İl müdürlüğü yaklaşık 300 hayvanla özellikle Of ilçesi başta olmak üzere böyle bir desteği uygulamaya koymuş. Neden fındık ve çay üretimine köyünde yaşayarak devam eden ailelere gelir arttırıcı bu destekle kırsalda tutunmaları sağlanmasın?





























Yorum Yazın