
Düşünün ki; 25 yaşında, üniversiteden mezun olmuş ancak kamuya atanamamış bir gencimiz var. Eğer babasından devralacağı bir iş yoksa, bu gencin tarımsal üretimle hayata atılmasından veya mevcut aile işletmesine akademik bilgisini katmasından daha değerli ne olabilir?

Geçtiğimiz günlerde Necmettin Erbakan Üniversitesi Ereğli Ziraat Fakültesi’nde, akademisyenler ve öğrencilerle, kendimin hazırlayıp sunduğu “tarımda geleceği savunmak” programında bir araya geldik. Mezun adaylarının her birinin aklında bir ufuk vardı; ya ailemle birlikte tarımsal faaliyette yürüyeceğiz, ya da bu işlere bir ucundan başlayıp, geleneksel tarımla geleceği birleştirip yeni bir yola gireceğiz. Bu bilinci öğrencilere aşılayan Dekan Prof. Dr. Yaşar Karacadağ ve akademik kadroyu yürekten kutluyorum.
Orada, "Uzman Eller" projesinden yararlanan, bir başarı hikayesinin sahibi, gıda teknikeri Hatice Atak ile tanıştım.

Torpil beklerken destek buldum…
Hatice Hanım, projenin şeffaflığına dair samimi bir itirafta bulunuyor: "Torpille verildiğini düşünürken, başvuruma olumlu yanıt gelmesiyle hayatımda yepyeni bir yol açıldı."
20 gebe dişi ve 1 erkek damızlık ile yola çıkan Hatice Hanım, doğru besleme ve bakım teknikleriyle sürüsünü kısa sürede 80 başa ulaştırmış. "Nazar değmesin" diyerek kazancını saklı tutsa da iki yıl içinde aile bütçesine hatırı sayılır bir katkı sağlamış durumda. En güzeli de çocuklarını kendi köyünde, kırsalın huzurunda, sosyal değerlerle iç içe büyütmenin mutluluğunu yaşıyor. Hedefi ise 2026 Ağustos’undan sonra işletmesini daha da büyütmek. Şimdi düşünün aynı desteğin, binlerce değil on binlerce insana, en az 100 hayvanla yapılmasını ve kırsaldaki sonuçlarını! Küçük ve büyükbaştaki uzman eller gibi projeler doğru! Ancak sayı yeterli hale getirilmeli ki, o zaman Bakanlığın hayvancılık yol haritası, yolunda olsun
Sonuç: Sayı mı, Kalite mi?
Aslında her ikisi! Uzman eller projelerinin ya da yeni açıklanan hayvancılık projelerinin, niteliği olduğu gibi kaç kişiye ulaştığı da önemli değil mi? Eğitilmiş, emek verilmiş insanların sahada olması, tarımsal üretimi sadece sayısal olarak artırmaz; aynı zamanda kırsaldaki yaşam kalitesini ve üretim standardını da bir üst seviyeye taşır. Bu ve benzeri projelerde olduğu gibi, odağımız her zaman "bilinçli üretim" olmalı diyorum. Ne dersiniz?
Peki gencimiz elinde diplomasıyla KPSS kuyruğunda mı beklemeli, yoksa Hatice Hanım gibi kendi krallığını toprağında mı kurmalı?"




























Yorum Yazın