
Antalya’da ciddi bir afet yaşandı. Türkiye’deki toplam sera bandının 320.000 dekar ile %41’ine sahip olan ve 19 üründe birinci sırada yer alan Antalya’da, son iki günde yaşanan felaketin bilançosunu paylaşmak isterim:
Su Baskınları: Yaklaşık 5.250 dekar örtü altı alanda su baskını yaşandı. Suların büyük kısmı çekilmiş olsa da üretim aksamadan sürdürülmeye çalışılıyor.
Hortum Felaketi: Demre, Kumluca, Aksu ve Manavgat ilçelerinde yaklaşık 800 dekar alan hortumdan etkilendi. Hortumun, diğer afetlere göre çok daha yıkıcı bir etkisi var. Burada önemli bir ayrıntı; Özellikle Manavgat tarafındaki muz ve benzeri ürün seralarının yaklaşık %35'inin TARSİM kapsamında olmasıdır.
Dolu Hasarı: Aksu ilçesi başta olmak üzere, yaklaşık 1.000 dekarlık alanda dolu yağışı nedeniyle cam seraların çatılarında ciddi hasarlar oluştu.
Sahadaki Son Durum ve Sigortanın Önemi
Bölge genelinde hasar tespit çalışmaları devam ediyor. Özellikle selden etkilenen bölgelerde suyun çekilmesiyle birlikte kök çürümesi ve benzeri sorunlar daha net görülecektir. Başta Tarım Reformu Genel Müdürü Dr. Osman Yıldız, Bitkisel Üretim Genel Müdürü Uğur Erdem ve TARSİM Genel Müdürü Bekir Engürülü olmak üzere tüm tarım ekipleri sahada tespitlerini sürdürüyor.
Bu durum bir kez daha gösterdi ki; tarım sigortaları, üretimin sürekliliği için hayati önem taşıyor. Her hafta "Tarım Sahada" projesiyle anlatılmaya çalışılan; deneme safhasındaki parsel bazlı düzenlemeler sizce de daha kritik bir hale gelmedi mi?
Üreticiye Destek ve Fiyat İstismarı
Unutmayalım ki ateş düştüğü yeri yakar. Zarar gören her bir üreticimiz için çözüm yolları bulunmalı ve bir an önce üretime yeniden katılmaları sağlanmalıdır. Pazartesi günü yapılacak Kabine Toplantısı'nda konunun gündeme gelmesi beklenirken, bölgeden TARSİM dışında da destek verilmesi yönünde yoğun bir talep yükseliyor.
Asıl dikkat çekmek istediğim konu şudur:
Toplamda 320 bin dekarlık üretim alanının, hasar gören 7.000 dekarlık kısmı yaklaşık %2’lik (yaklaşık %2,1) bir orana denk gelmektedir. Dolayısıyla bu afet, asla piyasada bir "fiyat artışına" sebep olacak boyutta değildir.
Her yıl sebze fiyatlarında Ocak ve Şubat aylarında görülen mevsimsel artışlar zaten yaşanmaktadır. Tüketicinin cebini yakan mevcut fiyatların üzerine, bu felaketi bir fırsata çevirmeye çalışan firmalara asla geçit verilmemesi için, Ticaret Bakanlığına çok daha fazla iş düşmüyor mu?



























Yorum Yazın