ENBİR
Harun Göksel

Harun Göksel

Mail: [email protected]

100 YILLIK SERÜVEN: Tarımın Kozmik Odası TARM

100 YILLIK SERÜVEN: Tarımın Kozmik Odası TARM

Ankara’nın yanı başında, tarımın adeta "kozmik odası" diyebileceğim bir enstitünün, Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü’nün (TARM) tarla günleri etkinliğinde Gölbaşı ikizce mahallesindeydik. (İkizce köyü, mahalle oldu diye başı göğe mi erdi bilemedim!) Detayları aktaracağım ama son söyleyeceğimi önden söyleyeyim: 100 yıl evvel küllerinden doğan bu coğrafyada Cumhuriyet kurulurken, insanoğlunun taş devrinden beri en büyük iki sorunundan biri olan "beslenme" stratejik bir plan olarak masaya yatırılmış. İşte TARM, tam da bu vizyonla kurulup ülkeye devasa hizmetler etmiş bir çınar. Bugün arazilerinin ranta açılmasıyla gündeme gelen TAGEM’in en önemli kalbi tam olarak burası.

Gölbaşı Kaymakamı Erol Rüstemoğlu, TAGEM Genel Müdürü Dr. Mustafa Altuğ Atalay, Enstitü Müdürü Rahmi Taşçı ve ekibinin ev sahipliğindeki programa, Gölbaşı Kaymakamı Erol Rüstemoğlu, TTSM Müdürü Şakir Berktaş ve yakın Ens müdürleride katılım sağladı. Uzun yıllarını Tagemde değişik kademelerde çalışarak geçiren TİGEM Genel Müdürü Hasan Gezginc beyde programdaydı. Benim her zaman inandığım bir formül vardır: TAGEM Ar-Ge’yi yapar, TİGEM üretir ve sektöre kazandırır. Ayrıca hem özel sektörden hemde çiftçilerimizden önemli bir katılımı oldu. Üreticilerin maliyetleri düşürme adına yaptıkları teklifler de çok önemliydi. İşte bu güzel sinerjinin sahada hayat bulduğu o asırlık merkezi tanımak adına sizlerle paylaşmak üzere önemli notlar çıkardım:

Kökleri Cumhuriyet’e Dayanan Bir Çınar

1926’dan Bugüne:

Temelleri 1926 yılında "Umumi Ziraat Laboratuvarı" adıyla Keçiören’de atılan enstitü, bugün Yenimahalle’deki teknoloji kampüsü ve Gölbaşı’ndaki İkizce Araştırma Çiftliği ile tarımsal inovasyonun merkezi konumunda.

Türkiye'nin Tohum Hafızası ve İlklerin Merkezi

63 Binden Fazla Gen Koruma Altında:

Bünyesindeki Türkiye Tohum Gen Bankası’nda, ülkenin bitkisel geleceğini güvence altına alan 63.000’in üzerinde genetik materyal titizlikle muhafaza ediliyor.

155 Yerli ve Milli Çeşit:

Cumhuriyet’in ilk yıllarında geliştirilen efsanevi Sivas 111/33 buğdayından bugüne; buğdaydan arpaya, yoncadan nohuda kadar 22 farklı bitki türünde tam 155 çeşit ülke tarımına kazandırılmış.

Tarımda Ezber Bozan İnovasyonlar

Enstitü, sadece geleneksel tarım yapmıyor, biyoteknoloji ile geleceği şekillendiriyor. Türkiye’de ilk kez tescil edilen o özel çeşitlerden bazıları şunlar:

Ayten Abla: Biyoteknolojik yöntemler (ıslah programları) entegre edilerek geliştirilen ilk ekmeklik buğday.

Bilensoy 80: İlk sentetik yonca çeşidi.

Atasiyez ve Mergüze: Türkiye’nin tescilli ilk siyez buğdayları.

Yalın ve Özen: Türkiye'nin ilk kavuzsuz arpa çeşitleri.

Çiftçinin Vazgeçilmezleri: İç Anadolu’da ambarları dolduran Kızıltan 91 makarnalık buğdayı ile Bayraktar 2000 buğdayı da yine bu laboratuvarların eseri. Yani bugün karnımız doyuyorsa bunların eseri!

Laboratuvardan Tarlaya Tam Koruma

TARM sadece tohum geliştirmiyor; bitki patolojisi ve agronomi laboratuvarlarında bitkisel hastalıkların (fungal, bakteriyel, viral) erken teşhisi, toprak verimliliğinin artırılması ve zorlu iklim koşullarına dayanıklılık testleri üzerine de üst düzey bilimsel çalışmalar yürütüyor.

Şunu unutmamak lazım! Betonlaşma ve rant tartışmalarının gölgesinde kalan bu enstitüler ve arazileri, aslında Türkiye'nin gıda egemenliğinin sigortasıdır. Gelecek yüzyılda da aç kalmak istemiyorsak, tarımın bu kozmik odalarına gözümüz gibi bakmak zorundayız.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar