Bu röportaj, ülkemizin ithal ettiği çayı kendi coğrafyamızda üretmek amacıyla başlatılan kampanyanın ilk adımlarının atıldığı tarihî alanda gerçekleştirildi. Rize’de Cumhuriyet döneminde Zihni Derin’in öncülüğünde kurulan ilk resmî ve sistematik çay ekim alanı, o dönemdeki adıyla Garal Dağı mevkisinde bulunuyordu.
Günümüzde Rize Ziraat Botanik Bahçesi veya halk arasında yaygın olarak bilinen adıyla Ziraat Çay Bahçesi olarak anılan bu bölge, ilk fidanlık ve deneme istasyonuna ev sahipliği yapması nedeniyle Türkiye’de çay tarımının merkezi ve başlangıç noktası olma özelliğini taşıyor.
ÇAYKUR’un finansal yapısını, üretici odaklı alım politikalarını ve Rize genelinde hayata geçirilen yaş çay bahçelerinin yenilenmesi (rehabilitasyonu) projelerini ÇAYKUR Genel Müdürü Yusuf Ziya Alim ile konuştuk.
Yaş çay alımlarında finansman yükü
Soru: Sayın Genel Müdürüm, ÇAYKUR’un her kampanya döneminde üzerinde titizlikle durduğu temel misyon, üreticinin mağdur edilmemesidir. Ancak gördüğümüz kadarıyla yaş çay alımlarında kullanılan finansman modelleri ve maliyet unsurları, kurum üzerinde ciddi bir yük oluşturuyor. Bu süreci ve finansal dengeleri nasıl yönetiyorsunuz?
ÇAYKUR Genel Müdürü Yusuf Ziya Alim: Doğrudur. ÇAYKUR’un yaş çay alımlarında üreticimizi kesinlikle mağdur etmemek adına alım bedellerinin tamamı bankalar aracılığıyla sağlanıyor. Ödemeleri doğrudan üreticilerimizin hesaplarına aktarıyoruz. Tabii bu durum, kurumumuz açısından finansman ve faiz giderlerinin çok yükselmesine neden oluyor.
Sistemi şöyle okumak lazım: Biz yaş çay alımını peşin gerçekleştiriyoruz. Ancak geri ödeme, yani mamul kuru çayın piyasada satılıp nakde dönmesi ve bu bedelin tahsil edilmesi 12 ila 15 ayı bulabiliyor. Dolayısıyla üreticiye bu parayı anında ödeyebilmek ve onları bekletmemek için mecburen finansman ve kredi kullanmak durumunda kalıyoruz. Daha sonra depolarımızdan kuru çay satışı yapıldıkça elde edilen gelirle bu borçları kapatıyoruz.
Soru: Sayın Genel Müdürüm, bazı diğer kamu kurumları, örneğin TMO’nun buğday alımlarında olduğu gibi, doğrudan Hazine destekli bütçelerle hareket eden modeller de uygulayabiliyor. Ne dersiniz?
ÇAYKUR Genel Müdürü Yusuf Ziya Alim: Doğrudur. Ancak bizim sistemimiz tamamen bu ticari ve finansal döngü üzerine kuruludur. Her şart altında önceliğimiz, üreticinin cebine zamanında para girmesidir.

Yaş çay bahçelerinin yenilenmesinde son durum
Soru: Sayın Genel Müdürüm, sektörün geleceği açısından en kritik ve toplumda da tartışılan başlıklardan biri yaşlanan çaylıklardır. 30-40 yılı devirmiş, ekonomik ömrünü ve verimini büyük ölçüde kaybetmiş bahçeler için yürütülen yenileme çalışmalarında son durum nedir? Üreticilerin endişeleri var. Medyada da zaman zaman yanlış anlaşılan bu süreç nasıl işliyor?
ÇAYKUR Genel Müdürü Yusuf Ziya Alim: Çayda yenileme süreci, geleceğimizi kurtarmak adına hayati bir adımdır. Bugün ekonomik ömrünü tamamlamış, 80-100 yıllık ve verimi artık çok düşmüş bahçelerde bu dönüşümü yapmak zorundayız. Yenileme çalışmalarının tamamlanması toplamda 25-30 yılı bulacaktır.
Uygulamayı son derece şeffaf ve üreticiyi merkeze alan bir yaklaşımla yürütüyoruz.
Önce gönüllülük esası: Asla kimsenin bahçesine zorla müdahale edilmiyor. Süreç tamamen gönüllü üreticilerimizle başlıyor.
Örnek uygulamalar: İlk etapta pilot bölgelerde örnek bahçeler tesis edilerek sistemin avantajları sahada gösteriliyor.
Destek mekanizması: Yenileme sürecindeki geçiş döneminde mağduriyet yaşanmaması adına çay bahçesi sahibine gerekli destekler sağlanıyor.
Hedefimiz hem kök yaşlılığını ortadan kaldırmak hem de kaliteli, yüksek verimli Türk çayını geleceğe taşımaktır. Üreticimizle omuz omuza vererek bu dönüşümü başarıyla tamamlayacağız. Üreticilerimize önümüzdeki dönem için bereketli bir kampanya dilerim.
Biz de Genel Müdürümüze teşekkür ederek sohbeti tamamladık.
ÇAYKUR’un zarar etmesi neden tartışılıyor?
Bir tarım gazetecisi olarak şu yorumları da yapmak istiyorum.
Kırsalda yaşayan çay bahçesi sahiplerine, geçimlik tarım kapsamında, bahçelerine bakabilecek olanlara yönelik destekler verilmesi çok önemli. Trabzon İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün Of ilçesinde yaptığı gibi, uygun üreticilere üç-dört büyükbaş hayvan desteği sağlanması da bu açıdan değerlendirilebilir.
Bir diğer konu ise 49 fabrikası bulunan ÇAYKUR’un, Karadenizli üreticinin ürününü satın alabilmek adına zaman zaman zarar etmesi. Bu finansman koşullarında, üreticinin ürününü satın almayı önceleyen bir kurumun zarar etmesi aslında ne kadar olağan dışı karşılanmalı?
Aynı şekilde, keşke Fiskobirlik de Karadenizli üreticinin fındığını alırken zarar etse diye düşünmeden edemiyor insan.
Ne dersiniz?
