Türkiye’de Tarıma İngiltere’den Daha Yüksek Destek: OVP’de Tarım Bütçesine Rekor Maskesi
Toplam rakamların arkasına sığınıp kırsaldaki gerçekten uzak durmak, Türkiye’de tarım siyasetinin en sevdiği yoldur. OVP’de açıklanan bütçe büyüklükleri, rekor üretim verileri, milyar dolarlık ihracat rakamları... Kürsülerden sallanan kâğıtlarda her şey pırıl pırıl görünür. Peki, tarladaki, ayağı çamur içindeki adamın cebine ne girer?
İşte orada söz biter, soğuk matematik başlar.
Ergin Kahveci’nin ortaya koyduğu 2025 yılı verileri, tam da yıllardır bağıra bağıra söylediğimiz acı tespiti belgeliyor: Toplam bütçede şampiyonuz, kişi başına düşen destekte ise dipte. Beyniniz yanmazsa ayrıntıları Kahveci’den okuyabilirsiniz!
Biz daha basit ve birilerinin anlayacağı dilde yazalım.
Soralım ve yanıtlayalım:
Türkiye, İngiltere’den daha mı çok destek veriyor?
Kâğıt üstünde evet. Türkiye, 2025’te 158,5 milyar TL (yaklaşık 3,03 milyar sterlin) bütçe ayırırken, İngiltere’nin desteği 2,32 milyar sterlinde kaldı. Yani toplam tutarda İngiltere’yi 1,31 kat geride bıraktık.
Peki, bu para kime bölünüyor?
İşte dananın kuyruğunun koptuğu yer burası. İngiltere’de bu devasa pasta 101 bin işletmeye bölünüyor; işletme başına düşen pay 22.789 sterlin. Türkiye’de ise aynı pasta ÇKS’ye kayıtlı 2,36 milyon çiftçiye dağıtılıyor; çiftçi başına düşen pay 1.282 sterlin (yaklaşık 67.076 TL).
Aritmetiğin bize söylediği acı gerçek ne?
Bizim çiftçi sayımız İngiltere’nin 23 katı! Tabii Anadolu’nun tarımsal gerçeği de bu! Hâl böyle olunca, toplam bütçede övündüğümüz tablo çöküyor: Bir İngiliz çiftçisi, bir Türk çiftçisinden ortalamada 18 kat daha fazla destek alıyor.
Rakamları kişi başına bölmeye korktuğunuz sürece, masallarla karın doyuramayız. Açıkça söyleyelim: Toplam rakamlarla göz boyama devri kapanmalıdır.
Siyasetçilerimiz TV ekranlarında, kürsülerde “Cumhuriyet tarihinin en büyük tarım bütçesini ayırdık” diye övünürken, çiftçinin cebine düşen bu sadaka kabilinden payı neden söyle(ye)miyor?
Kişi başı millî gelirin 18.000 doları aştığı müjdelenen bir ülkede, kırsaldaki ortalama gelir 5.000 doları bile bulamıyorsa; siz hangi büyüklükten, hangi kalkınmadan bahsediyorsunuz? Şehirdeki insan ile köydeki üretici arasındaki gelir uçurumu bu kadar derinleşmişken, gençleri köyde tutmaktan bahsetmek masal anlatmaktan başka nedir?
Gelelim bana göre zurnanın zırt dediği, niye olduğu anlaşılmayan ve üzerine pek de konuşulmayan soruya:
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı neden birleşti? Yukarıda bahsettiğim noktalar açısından hiç düşündünüz mü?