Milleyha için bütünleşik ekosistem yönetimi önerisi

Hatay’da düzenlenen Milleyha’nın Geleceği Çalıştayı’nın raporu, sulak alanın Asi Deltası’yla birlikte korunmasını, tarımsal kirliliğin kaynağında kontrolünü ve bilimsel izlemeyi öneriyor.

Milleyha için bütünleşik ekosistem yönetimi önerisi
Haberler'de Abone Ol

HATAY — Hatay’ın Samandağ ilçesinde 4 Eylül 2026’da düzenlenen Milleyha’nın Geleceği Çalıştayı’nın sonuçları, “Milleyha’dan Asi Deltası’na: Karadan Denize Bütünleşik Ekosistem Yönetimi” başlıklı raporda toplandı. Rapor, Milleyha Sulak Alanı’nın yalnızca mevcut koruma sınırları içinde değil, Asi Nehri’nden deltaya, tarım alanlarından kıyı ve sığ deniz ekosistemlerine uzanan bütüncül bir yaklaşımla yönetilmesini öneriyor.

Vakıfköy Patrik Mesrob II. Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen çalıştay; farklı disiplinlerden uzmanları, kamu kurumlarını, yerel yönetimleri, sivil toplum kuruluşlarını, üreticileri, eğitimcileri ve yerel paydaşları bir araya getirdi. Samandağ Çevre Koruma ve Turizm Derneği Başkanı Mişel Atik’in açılışını yaptığı etkinlikte, Milleyha’nın ekolojik yapısı, sulak alan yönetimi, restorasyon ve bilimsel izleme konuları ele alındı.

Çalıştayda gazeteci İsmail Zubari, biyologlar Dr. Mehmet Ali Dönmez ve Dr. Samim Kayıkçı, şehir plancısı ve hidrolog Sera Tolgay, öğretim görevlisi Mahmut İğde, kuş gözlemcisi Emin Yoğurtçuoğlu, biyoloji öğretmeni ve entomoloji uzmanı Hisamiddin Dinç ile Hatay Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hikmet Çinçin de değerlendirmelerini paylaştı.

Milleyha yalnızca 126 hektarlık alan değil

Raporun temel tespitlerinden biri, Milleyha’nın idari koruma sınırları ile ekolojik sistem sınırlarının aynı olmadığı yönünde. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü kayıtlarında 126 hektarlık alan olarak tanımlanan Milleyha; Asi Nehri, Asi Deltası, yüzey ve yeraltı suları, tarım alanları, sazlıklar, tuzcul habitatlar, kıyı kumulları, Samandağ kumsalı ve sığ deniz alanlarıyla etkileşim içinde bulunuyor.

Bu nedenle raporda, alanın tek başına korunması yerine “Milleyha–Asi Deltası Bütünleşik Ekosistem Yönetimi” yaklaşımının geliştirilmesi öneriliyor. Böylece sulak alanın bağlı olduğu su sistemlerinin, tarımsal faaliyetlerin ve kıyı ekosistemlerinin birlikte değerlendirilmesi amaçlanıyor.

Fiziksel müdahalelerden önce bilimsel izleme önerisi

Raporda, bölgede yapılacak fiziksel müdahalelerden önce ekosistemin işleyişinin bilimsel verilerle ortaya konulması gerektiği vurgulanıyor. Bu kapsamda yüzey ve yeraltı sularının, kanalların, drenaj sistemlerinin ve kuyuların haritalanması; su seviyesinin, akışın ve su kalitesinin düzenli izlenmesi öneriliyor.

Elde edilecek veriler doğrultusunda hidrolojik ve hidrojeolojik bir model oluşturulması da rapordaki öneriler arasında yer alıyor.

Kirlilikle mücadelede ise yalnızca sulak alandaki atıkların temizlenmesinin yeterli olmayacağına dikkat çekiliyor. Evsel atık su, tarımsal drenaj, gübre ve pestisit kullanımı, hayvansal kaynaklar ve yüzey akışları gibi kirlilik kaynaklarının belirlenmesi ve kaynağında kontrol altına alınması gerektiği ifade ediliyor.

Tarımsal üretim de koruma planına dahil edilmeli

Raporda, tarımın sulak alanı koruma yaklaşımının dışında tutulmaması gerektiği belirtiliyor. Bu doğrultuda toprak analizine dayalı gübreleme, pestisit kullanımının azaltılması, drenaj sistemlerinin izlenmesi, tampon alanların oluşturulması ve agroekolojik üretim yöntemlerinin geliştirilmesi öneriliyor.

Bu yaklaşım, tarımsal faaliyetlerin sulak alanla ilişkisini dikkate alarak hem kirlilik baskısının azaltılmasını hem de üretim alanlarıyla doğal ekosistemler arasındaki ilişkinin birlikte değerlendirilmesini hedefliyor.

Bilimsel çalışmalar ve yerel bilgi bir araya getirilmeli

Çalıştayda öne çıkan ortak görüş, Milleyha ve Asi Deltası için birbirinden bağımsız projeler yerine bilimsel araştırmaların, yerel bilginin, kamu kurumlarının, yerel yönetimlerin ve sivil toplumun ortak bir ekolojik hedef doğrultusunda buluşturulması gerektiği oldu.

Raporda, bu koordinasyonu sağlamak amacıyla kalıcı bir Milleyha–Asi Deltası Bilim ve Koordinasyon Kurulu oluşturulması öneriliyor. Böyle bir yapının, farklı uzmanlık alanları ve yerel paydaşlar arasında iş birliğini güçlendirmesi amaçlanıyor.

Hatay’daki sulak alanlar için farklı ölçeklerde planlama ve tasarım çalışmalarının yürütüldüğü bir dönemde, havzadan kıyıya uzanan ilişkilerin birlikte ele alınması da önem kazanıyor. Bir mimarlık ofisi tarafından yürütülen Amik Ovası–Asi Nehri Havzası–Samandağ Kumulları–Milleyha Sulak Alanı Ekolojik Restorasyon çalışması; su sistemlerini, tarım alanlarını, sulak alanları, kumul peyzajını ve yerleşim ilişkilerini bir arada inceleyen çok ölçekli bir araştırma ve tasarım süreci olarak tanımlanıyor.

Çalıştay raporunda, hidrolojik ve ekolojik süreçler, sosyolojik yapı, yerel kullanımlar ve ekonomik koşullar yeterince incelenmeden hazırlanan projelerin, iyi niyetli olsalar bile ekosisteme zarar verebileceği uyarısı yapılıyor. Bu nedenle planlama, restorasyon ve tasarım çalışmalarının farklı uzmanlık alanlarını ve yerel paydaşları sürecin başından itibaren kapsaması; bilimsel verilere dayanması ve sürekli izlemeye açık olması gerektiği belirtiliyor.

“Önce anlamak, sonra korumak”

Milleyha’nın Geleceği Çalıştayı raporu, sulak alanların korunmasında bilimsel bilgi, bütünleşik planlama ve yerel katılımın birlikte ilerlemesi gerektiğini vurguluyor.

Raporda temel yaklaşım şu ifadeyle özetleniyor:

“Önce anlamak, sonra korumak, gereken yerde restore etmek, sürekli izlemek ve bütün bunları yerel toplumla birlikte yapmak.”

Gazi Kutlu

Gazi Kutlu

Fotoğraflar

7 görsel

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.

Sohbet Odaları