ANKARA — CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında, artan yem ve ahır giderlerinin süt üreticilerini zorladığını belirterek çiğ süt tavsiye fiyatının güncellenmesini istedi. Gürer, çiğ süt üretim maliyetinin litre başına 29,34 TL’ye ulaştığını, tavsiye fiyatının ise 24,30 TL düzeyinde kaldığını söyledi.
Ulusal Süt Konseyinin beş aydır yeni bir tavsiye fiyatı açıklamadığını ifade eden Gürer, üreticinin maliyetleri artarken süt gelirinin aynı oranda yükselmediğini savundu. Küçük aile işletmelerinin bu nedenle borçlandığını, hayvanlarını satmak zorunda kaldığını ve üretimden çekilme riskiyle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.
Gürer, “Enflasyonu süt mü tetikliyor yoksa mazot mu?” diye sorarak süt fiyatlarının baskılanmasını eleştirdi. Üreticinin korunması için yem desteği verilmesi, ahır giderlerine katkı sağlanması ve çiğ süt fiyatının girdi maliyetlerindeki artışa göre yeniden belirlenmesi çağrısında bulundu.
Yem fiyatlarındaki artış üreticiyi zorluyor
Gürer, Ocak 2020 ile Ağustos 2026 arasındaki yem ve kaba yem fiyatlarını karşılaştırarak üretim maliyetlerindeki artışa dikkat çekti. Verdiği rakamlara göre süt yeminin kilogram fiyatı 1,58 TL’den 16,07 TL’ye, mısır silajının fiyatı 0,43 TL’den 4,75 TL’ye, yonca kuru otunun fiyatı 1,29 TL’den 12,24 TL’ye, samanın fiyatı ise 0,88 TL’den 4,13 TL’ye yükseldi.
Bu artışların süt üreticisinin satın alma gücünü düşürdüğünü belirten Gürer, aynı miktarda süt satan üreticinin artık daha az yem alabildiğini söyledi. Gürer’in açıklamasına göre 2020’nin başında 1 ton süt geliriyle 29 çuvaldan fazla süt yemi alınabilirken bugün aynı gelirle yaklaşık 25 çuval yem alınabiliyor.
Gürer, yem giderlerinin sağmal inek başına toplam maliyetin yüzde 62’sini oluşturduğunu; yakıt, işçilik, su, elektrik, veterinerlik, sigorta, faiz ve amortisman gibi diğer giderlerin ise yüzde 38’e ulaştığını ifade etti.
Süt üretimi geriledi, küçük işletmeler risk altında
Türkiye’de süt üretiminin gerilediğini belirten Gürer, 2020 yılında 23 milyon 503 bin ton olan süt üretiminin 2025’te 21 milyon 379 bin tona düştüğünü söyledi. Gürer, yalnızca 2024-2025 döneminde süt üretimindeki kaybın 1,1 milyon tona ulaştığını ileri sürdü.
Küçük aile işletmelerinin sütü soğutacak tanklarının bulunmaması nedeniyle ürünlerini kısa sürede aracılara vermek zorunda kaldığını anlatan Gürer, bu işletmelerin tavsiye fiyatının altında satış yapabildiğini belirtti. Süt bedellerinin 60 ila 90 güne varan vadelerde ödenmesinin de üreticilerin finansman sorununu derinleştirdiğini kaydetti.
Girdi maliyetleri karşısında gelirleri yetersiz kalan üreticilerin hayvanlarını sattığını veya yem miktarını azaltmak zorunda kaldığını belirten Gürer, bunun süt verimini de olumsuz etkilediğini savundu.
Raf fiyatları artarken üreticinin geliri aynı ölçüde yükselmiyor
Gürer, süt ve süt ürünlerinin raf fiyatları ile üreticinin eline geçen gelir arasındaki farka da dikkat çekti. Açıklamasında beyaz peynirin kilogram fiyatının ürünün niteliği ve üretim biçimine göre 480-765 TL, tereyağının kilogram fiyatının ise 480-1.000 TL arasında değiştiğini söyledi. Sanayi sütünün litre fiyatının da 52-80 TL aralığında olduğunu belirtti.
Bu fiyatların üreticinin gelirine aynı ölçüde yansımadığını savunan Gürer, sanayici ve aracıların kendi kârlarından taviz vermezken çiğ süt fiyatının baskılanmasının sektörde yeni sorunlara yol açabileceğini ifade etti.
Gürer, süt tozu ithalatının da sorgulanması gerektiğini belirterek 2 bin 297 ton süt tozu ithalatı karşılığında 6 milyon 695 bin doların yurt dışına ödendiğini söyledi. Küçük aile işletmeleri üretimlerini sürdürmekte zorlanırken süt tozu ithalatının devam etmesini eleştirdi.
Ulusal Süt Konseyine fiyat güncelleme çağrısı
Çiğ süt tavsiye fiyatının 1 Mayıs 2026’da litre başına net 24,30 TL olarak açıklandığını ve fiyatın üç ayda bir güncelleneceğinin belirtildiğini hatırlatan Gürer, aradan beş ay geçmesine rağmen yeni fiyat açıklanmadığını söyledi.
Gürer, yem, mazot ve ahır giderlerindeki artışın dikkate alınarak yeni tavsiye fiyatının belirlenmesi gerektiğini ifade etti. Özellikle bir ila on hayvanı bulunan küçük aile işletmelerinin korunması için özel önlemler alınmasını istedi.
Hayvan sigortası süresinin geçirilmesi durumunda desteklerin iptal edilmesi gibi uygulamaların da üreticiler açısından sorun oluşturduğunu belirten Gürer, destekleme sisteminin sahadaki koşullar dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
“Yem sübvanse edilmeli”
Gürer, süt üretiminin sürdürülebilmesi için yem maliyetlerine doğrudan destek verilmesini ve ahır giderlerinin karşılanmasına katkı sağlanmasını önerdi. Üreticinin maliyetleri karşılayamadığı bir ortamda süt fiyatlarının baskılanmasının hem üretimi hem de tüketici fiyatlarını olumsuz etkileyebileceğini savundu.
Gürer, çiğ süt fiyatının güncellenmesi ve küçük aile işletmelerinin korunması gerektiğini belirterek, aksi durumda ilerleyen yıllarda süt tozu ithalatının ve süt ürünlerinin raf fiyatlarının artabileceği uyarısında bulundu.
Gürer, hayvancılıkta yaşanan sorunların yalnızca üreticiyi değil tüketiciyi de etkilediğini vurgulayarak, üreticinin gelirini koruyan ve tüketicinin gıdaya erişimini gözeten bir politikanın hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.