BİDER: COP31 teknoloji ve yatırım fırsatı sunabilir

BİDER Başkanı Şenol Vatansever, COP31’de iklim taahhütlerinin uygulanabilir projelere dönüştürülmesi gerektiğini belirterek teknoloji, finansman ve sanayi dönüşümüne dikkat çekti.

BİDER: COP31 teknoloji ve yatırım fırsatı sunabilir
Haberler'de Abone Ol

İSTANBUL — Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, Türkiye’nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya EXPO Center’da düzenlenmesi planlanan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31’inci Taraflar Konferansı’nın (COP31), iklim hedeflerinin uygulanabilir projelere ve yatırımlara dönüştürülmesi açısından önemli bir platform olacağını belirtti.

COP31’in yalnızca uluslararası bir organizasyon olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Vatansever; enerji, sanayi, teknoloji ve finans politikalarının birlikte ele alınmasının önemine dikkat çekti. İklim hedeflerinin sahada karşılık bulması için finansman, dijital altyapı ve uygulama kapasitesinin geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.

Vatansever, iklim diplomasisinde ölçülebilir sonuçların öneminin arttığını belirterek, “Dünyanın yalnız iklim hedefi sıkıntısı yok, uygulama sıkıntısı da var. Emisyon azaltımını, enerji dönüşümünü, iklim finansmanını ve uyumu uzun süredir konuşuyoruz. Bundan sonraki kritik soru, verilen taahhütlerin ne kadarının sahada çalışan projelere ve gerçek yatırıma dönüştüğü olacak” dedi.

COP31’de 2035 hedefleri gündemde

BİDER Başkanı Vatansever’in açıklamasında, COP31 Türkiye Başkanlığının Eylem Gündemi kapsamında 2035 perspektifiyle belirlediği küresel hedefler de öne çıktı. Açıklamada, nihai enerji talebinde elektriğin payının yüzde 20’nin biraz üzerindeki seviyeden yüzde 35’e çıkarılması, küresel atık miktarındaki artışın yarıya indirilmesi ve binalardaki enerji tüketim yoğunluğunun en az yüzde 25 azaltılması hedefleri sıralandı.

Üretim ve imalat sektöründe küresel döngüsel malzeme kullanım oranının en az yüzde 15’e çıkarılmasının da hedefler arasında yer aldığını belirten Vatansever, bu hedeflerin önemli bir teknoloji ve altyapı ihtiyacı oluşturacağını söyledi.

Vatansever, “Yüzde 35 elektrifikasyon hedefi, enerji dönüşümünün ne kadar büyük bir teknoloji ve altyapı ihtiyacı yaratacağını gösteriyor. Sanayiden ulaşıma, binalardan ısıtmaya kadar çok sayıda süreç daha fazla elektrik kullanacak. Bunun arkasında yenilenebilir enerji, güçlü şebekeler, enerji depolama sistemleri, yazılım ve çok büyük yatırım ihtiyacı bulunuyor” ifadelerini kullandı.

Yapay zekâ ve dijital teknolojiler iklim eyleminin parçası

COP31 kapsamında 16 Kasım’ın Bilim, Sanayi ve Teknoloji tematik günü olarak planlandığını hatırlatan Vatansever, aynı gün yapay zekâ, dijital kamu altyapısı ve dijital teknolojilerin iklim eylemindeki rolünün de gündeme geleceğini belirtti. İklim inovasyonu, girişimcilik, küçük ve mikro işletmeler, biyoteknoloji, yeşil sanayileşme ve iklim hedeflerini dikkate alan kamu alımlarının da programda yer alacağını aktardı.

Yapay zekânın enerji talebinin tahmin edilmesinden elektrik şebekelerinin yönetimine, fabrikalardaki enerji kullanımının iyileştirilmesinden tarımsal sulama ve afet risk analizine kadar farklı alanlarda kullanılabileceğini ifade eden Vatansever, dijital dönüşümün kendi enerji ihtiyacının da yönetilmesi gerektiğini vurguladı.

Vatansever, “Teknolojiyi iklim çözümünün parçası yaparken teknolojinin kendi enerji ayak izini de yönetmek zorundayız. Yeşil veri merkezleri, daha verimli işlem altyapıları ve temiz enerji kullanımı bilişim sektörünün rekabet kriterlerinden biri hâline gelecek” dedi.

Akıllı şebekeler, batarya ve enerji depolama sistemleri, sensörler, nesnelerin interneti, dijital ikizler, veri analitiği ve yazılımın da net sıfır dönüşümünün tamamlayıcı teknolojileri arasında bulunduğunu kaydetti.

İklim hedefleri yatırım yapılabilir projelere dönüşmeli

Vatansever, COP31 Türkiye Başkanlığının İklim Uygulama Köprüsü yaklaşımının, ülkelerin Ulusal Katkı Beyanlarında yer alan hedefleri yatırım yapılabilir proje portföylerine dönüştürmeyi amaçladığını belirtti. İklim finansmanındaki temel sorunlardan birinin hedeflerle yatırımlar arasındaki boşluk olduğunu ifade etti.

Vatansever, “Bir ülkenin NDC belgesinde enerji dönüşümü hedefinin bulunması tek başına yatırım oluşturmuyor. Projenin teknik fizibilitesi, finansman modeli, izinleri, gelir modeli ve uygulayacak kapasitesi bulunmalı. Hedefleri bankaların ve yatırımcıların finansman sağlayabileceği projelere dönüştürmek iklim eyleminin en kritik aşamalarından biri” değerlendirmesinde bulundu.

İklim finansmanında COP29’da kabul edilen çerçeveyi de hatırlatan Vatansever, gelişmiş ülkelerin öncülüğünde gelişmekte olan ülkelere yönelik finansmanın 2035’e kadar yıllık en az 300 milyar dolara çıkarılmasının kararlaştırıldığını aktardı. Aynı kararın, bütün kamu ve özel kaynaklardan sağlanacak iklim finansmanının yıllık en az 1,3 trilyon dolara ölçeklenmesi için tüm aktörlerin birlikte çalışmasını öngördüğünü belirtti.

Bu tutarların COP31’de açıklanacak yeni hedefler gibi değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Vatansever, “Antalya’da önemli mesele yeni bir finansman rakamı açıklamaktan çok, daha önce üzerinde uzlaşılan finansman hedeflerine nasıl ulaşılacağını ve paranın uygulanabilir projelerle nasıl buluşturulacağını tartışmak olacak” dedi.

Yeşil sanayileşme rekabetin yeni alanlarından biri

İklim politikalarının sanayi ve dış ticaret politikalarından giderek daha az ayrılabildiğini ifade eden Vatansever, ürünlerin fiyatı ve kalitesinin yanı sıra üretim sürecindeki enerji tüketimi ve karbon yoğunluğunun da rekabet ölçütleri arasında yer aldığını söyledi.

Vatansever, “Bir ürünün fiyatı ve kalitesinin yanında üretim sürecindeki enerji tüketimi ve karbon yoğunluğu da rekabet kriterine dönüşüyor. Bu nedenle yeşil dönüşüm artık yalnız çevre yatırımı değil, sanayi rekabetçiliği yatırımıdır” ifadelerini kullandı.

Firmaların enerji ve karbon verilerini güvenilir biçimde ölçebilmesinin önemine de değinen Vatansever, “Karbon yönetimi veri yönetimidir. Ölçemediğiniz emisyonu azaltamaz, doğrulayamadığınız veriyi de piyasa mekanizmasının içine güvenilir biçimde sokamazsınız” dedi.

Türkiye’de 2025 yılında yürürlüğe giren 7552 sayılı İklim Kanunu’nun ulusal iklim politikasına yasal zemin oluşturduğunu belirten Vatansever, kanunda Emisyon Ticaret Sistemi’nin kurulmasının düzenlendiğine dikkat çekti. Sistemin sağlıklı işlemesi için şirketlerin emisyonlarını ölçmesi, raporlaması ve doğrulaması gerektiğini; bu sürecin sensörlerden kurumsal yazılımlara, veri güvenliğinden denetim sistemlerine kadar dijital altyapı ihtiyacı doğurduğunu ifade etti.

KOBİ’ler için yeşil ve dijital dönüşüm uyarısı

İklim dönüşümünün yalnızca büyük sanayi kuruluşlarını ilgilendirmediğini belirten Vatansever, tedarik zincirleri üzerinden küçük ve orta ölçekli işletmelerin de enerji tüketimi, emisyon ve sürdürülebilirlik verileriyle daha fazla çalışmak zorunda kalacağını söyledi.

Vatansever, “Bir KOBİ doğrudan bir karbon düzenlemesine tabi olmasa bile ürün verdiği büyük şirket kendisinden enerji tüketimi veya ürün karbon ayak izi bilgisi isteyebilir. Yeşil dönüşüm tedarik zincirinin tamamına yayılacak” dedi.

Enerji verimliliği, karbon ölçümü, dijitalleşme ve finansmana erişim alanlarında KOBİ’lerin desteklenmesinin Türkiye’nin sanayi ve ihracat rekabetçiliği açısından önemli olduğunu vurguladı.

İklim teknolojilerinin enerji depolama, batarya yazılımları, akıllı tarım, su teknolojileri, atık yönetimi, döngüsel ekonomi ve yeşil lojistik gibi geniş bir alanı kapsadığını belirten Vatansever, Türkiye’nin mühendislik, üretim ve yazılım kapasitesini küresel ürünlere dönüştürmesinin yeni ihracat fırsatları oluşturabileceğini ifade etti.

Türkiye’nin iklim hedefleri de izlenecek

Vatansever, Türkiye’nin Birleşmiş Milletlere sunduğu ikinci Ulusal Katkı Beyanı kapsamında 2035 yılında sera gazı emisyonlarını referans senaryoya göre 466 milyon ton karbondioksit eşdeğeri azaltarak 643 milyon ton CO₂e seviyesinde sınırlandırmayı hedeflediğini hatırlattı.

COP31’e ev sahipliği yapmanın Türkiye’nin enerji, sanayi, şehircilik ve iklim politikalarının uluslararası paydaşlar tarafından daha yakından izlenmesine de yol açacağını belirten Vatansever, bu sürecin teknoloji ortaklıklarını, proje geliştirme kapasitesini ve uluslararası finansmana erişimi güçlendirmek için değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

COP31 Green Zone’un iklim çözümleri ve inovasyonun sergileneceği halka açık bir alan olacağını belirten Vatansever, Türk teknoloji ve sanayi şirketlerinin uluslararası aktörlerle buluşması açısından bu alanın önemli bir vitrin oluşturabileceğini ifade etti.

Vatansever, COP31’in Türkiye için kalıcı ekonomik ve teknolojik değer oluşturmasının, iklim politikalarının somut uygulamalara dönüştürülmesine bağlı olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“COP31’in en önemli mesajı hedefleri çoğaltmak değil, mevcut hedefleri uygulamaya dönüştürmek. Biz de bu dönüşümü yalnız bir çevre yükümlülüğü olarak değil; teknoloji, sanayi, enerji, finansman ve rekabet gücü dönüşümü olarak okumalıyız.

İklim politikalarını teknolojiye, yatırıma, istihdama, ihracata ve ölçülebilir sonuçlara dönüştürebildiğimiz ölçüde COP31 Türkiye açısından kalıcı ekonomik ve teknolojik değer oluşturabilir.”

Gazi Kutlu

Gazi Kutlu

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.

Sohbet Odaları