İSTANBUL — Gıda kaybı ve israfının yalnızca tüketici aşamasında ortaya çıkmadığına dikkat çeken Novonesis Türkiye, hammaddenin işlenmesinden üretime, lojistikten raf ömrüne kadar değer zincirinin farklı aşamalarında yaşanan kayıpların azaltılmasının önemine vurgu yaptı.
Uluslararası Gıda Kaybı ve İsrafı Farkındalık Günü kapsamında açıklama yapan Novonesis Türkiye, biyoçözümlerin raf ömrünü destekleme, üretim kayıplarını azaltma ve hammaddeden daha fazla değer elde edilmesine katkı sağlayabileceğini belirtti.
Gıdanın yüzde 13,3'ü perakendeye ulaşmadan kayboluyor
Novonesis Türkiye'nin açıklamasında Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) küresel tahminlerine yer verildi.
Buna göre 2023 yılında üretilen gıdanın yüzde 13,3'ü hasat sonrası süreçte ve perakende aşamasına ulaşmadan kayboldu.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın (UNEP) Gıda İsrafı Endeksi 2024 Raporu'na göre ise 2022 yılında perakende, gıda hizmetleri ve hanelerde 1,05 milyar ton gıda israf edildi. Bu miktarın tüketicilere sunulan gıdanın yaklaşık yüzde 19'una karşılık geldiği belirtildi.
Bu veriler, gıda kaybı ve israfıyla mücadelenin yalnızca tüketici davranışlarıyla sınırlı kalmaması gerektiğine işaret ediyor.
“Çözüm yalnızca tüketici aşamasında aranamaz”
Novonesis Türkiye Ülke Müdürü Pınar Tunçkol, gıda kaybının üretim ve raf aşamasında da ele alınması gerektiğini belirtti.
FAO verilerinin, dünyada üretilen gıdanın önemli bir bölümünün perakendeye ulaşmadan kaybolduğunu gösterdiğini ifade eden Tunçkol, çözümün yalnızca tüketici aşamasında aranamayacağını söyledi.
Tunçkol, ürün üretim hattındayken veya raftayken kalite, dayanıklılık ve verimliliğin güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, biyoçözümlerin raf ömrünü desteklemeye, üretimde daha istikrarlı sonuçlar elde edilmesine ve aynı miktarda hammaddeden daha fazla kullanılabilir ürün üretilmesine yardımcı olabileceğini ifade etti.

Ekmekten yoğurda farklı alanlarda kullanılıyor
Novonesis Türkiye'nin açıklamasına göre biyoçözümler gıda üretiminin farklı aşamalarında kayıpların azaltılmasını destekleyebiliyor.
Fırıncılıkta kullanılan enzimlerin ekmeğin nemini, yumuşaklığını ve esnekliğini daha uzun süre korumasına yardımcı olarak bayatlama kaynaklı iadelerin azaltılmasına katkı sağlayabildiği belirtildi.
Fermente süt ürünlerinde kullanılan seçilmiş faydalı kültürlerin ise bozulmaya yol açabilecek mikroorganizmaların gelişimini baskılamaya yardımcı olduğu ve ürünün taze tat ve dokusunun raf ömrü boyunca korunmasını desteklediği ifade edildi.
Meyve ve içecek üretiminde kullanılan enzim temelli çözümlerin de hammaddeden daha yüksek verim alınmasına ve aynı miktardaki tarımsal hammaddeden daha fazla ürün elde edilmesine katkı sağlayabileceği kaydedildi.
Açıklamada ayrıca enzim ve kültürlerin üretim süreçlerinin daha istikrarlı işlemesini destekleyerek kalite standartlarını karşılamayan ürünlerin ve üretim kayıplarının azaltılmasına yardımcı olabileceği belirtildi.
FreshQ® için küresel 80 bin tonluk tahmin
Tunçkol, biyolojik çözümlerin etkisine ilişkin Novonesis'in küresel tahminlerinden birini de paylaştı.
Buna göre FreshQ® kültürlerinin değer zinciri genelinde her yıl yaklaşık 80 bin ton yoğurdun israf edilmesini önlemeye yardımcı olduğu tahmin ediliyor. Şirket, bu miktarın yaklaşık 480 milyon kap yoğurdun tüketiciye ulaşabilmesi anlamına geldiğini belirtiyor.
Novonesis, söz konusu tahminin süt ürünleri üretimi, perakende ve hane aşamalarındaki toplam etkiyi kapsadığını ve Türkiye'ye özgü olmadığını vurguladı.
Tunçkol, daha az kaybın aynı kaynaklarla daha fazla gıda üretmek, üretici açısından daha yüksek verim ve ekonomi açısından daha fazla değer yaratmak anlamına geldiğini belirtti.
Türkiye açısından ekonomik değer vurgusu
Novonesis Türkiye, gıda kayıplarının azaltılmasının Türkiye açısından da hammadde kullanımının daha etkin hale getirilmesi, üretim maliyetlerinin daha iyi yönetilmesi, tedarik zincirinin dayanıklılığının artırılması ve ihracat rekabetçiliğinin güçlendirilmesi açısından önem taşıdığını ifade etti.
Açıklamada, biyoçözümlerin mevcut üretim altyapılarında kalite ve verimlilik iyileştirmelerini destekleyebileceği ve üreticilerin değişen tüketici beklentileri ile uluslararası pazarlardaki kalite gerekliliklerine yanıt vermesine katkı sağlayabileceği belirtildi.