ANKARA — CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, CHP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında orman alanlarının orman rejimi dışına çıkarılması ile ayçiçeği ve çeltik üreticilerinin sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sarıbal, orman alanlarına ilişkin kararların gerekçelerinin açıklanmasını, ayçiçeği ve çeltikte ise üreticiyi koruyacak fiyat ve destek politikalarının uygulanmasını istedi.
ORMAN ALANLARINA İLİŞKİN AÇIKLAMA ÇAĞRISI
Sarıbal, ormanların yalnızca ağaçlardan oluşmadığını, su kaynakları, toprak, yaban hayatı, iklim ve diğer canlıların yaşamıyla birlikte değerlendirilmesi gereken ekosistemler olduğunu söyledi.
“Ormanı yalnızca bir ağaç birikimi olarak görmek doğru değildir. Orman; mikroorganizmaların, yaban hayatının, su kaynaklarının, iklimin ve bütün canlıların yaşam alanıdır” diyen Sarıbal, farklı bir alana fidan dikilmesinin yüzlerce yıllık bir ormanın oluşturduğu ekosistemin aynısını meydana getirmeyeceğini savundu.
Sarıbal, 17 Eylül 2026 tarihli ve 11787 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 27 ilde yaklaşık 4 bin 300 hektar, yani 43 milyon metrekare alanın orman sınırları dışına çıkarıldığını belirtti. Bu alanın büyük bölümünün Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde bulunduğunu ifade etti.
6831 sayılı Orman Kanunu’na eklenen Ek-16 düzenlemesinin yürürlüğe girdiği 2018’den bu yana orman rejimi dışına çıkarılan alanın son kararla birlikte yaklaşık 9 bin 600 hektara ulaştığını söyleyen Sarıbal, kararların bilimsel, hukuki ve ekolojik gerekçelerinin kamuoyuna açıklanmasını istedi.
“43 MİLYON METREKARENİN KARŞILIĞI NEREDE?”
Sarıbal, orman sınırları dışına çıkarılan alanların en az iki katı büyüklüğünde Hazine arazisinin yeni orman alanları oluşturulması amacıyla tahsis edilmesi gerektiğini belirtti.
“Eğer 4 bin 300 hektar orman alanını başka amaçlarla kullanıma açıyorsanız, bunun karşılığında en az 8 bin 600 hektarlık yeni alanı orman kurulması için tahsis etmeniz gerekir” diyen Sarıbal, tahsis edilen alanların nerede olduğunu, ağaçlandırmanın ne zaman başlayacağını ve dikilen fidanların yaşama oranının kim tarafından denetleneceğini sordu.
Sarıbal ayrıca orman alanlarına ilişkin kararların parsel bazında açıklanmasını ve meslek odaları, bilim insanları, yerel yönetimler ile bölge halkının sürece katılmasını istedi.
AYÇİÇEĞİNDE MALİYET-FİYAT MAKASI
Sarıbal, ayçiçeği üreticisinin yüksek girdi maliyetleri ile düşük alım fiyatları arasında kaldığını savundu.
Kilogram başına üretim maliyetinin bölge ve verime göre 33-38 lira arasında değiştiğini, düşük verimli alanlarda ise maliyetin 40 liraya yaklaştığını belirten Sarıbal, yüzde 44 yağ oranlı ürün için Trakya Birlik’in 37 lira, Çukobirlik’in 37,50 lira, Konya Şeker’in ise ödeme koşullarına göre 36,50-37,50 lira arasında fiyat açıkladığını söyledi.
Trakya Birlik’in geçen yılki 33 liralık fiyatına göre artışın yüzde 12,1 düzeyinde kaldığını ifade eden Sarıbal, mazot, gübre, işçilik, sulama ve finansman maliyetlerindeki artış dikkate alındığında bu seviyenin üreticiyi korumadığını savundu.
Sarıbal, “Üretici yalnızca maliyetini karşılamak değil, ailesiyle insanca yaşamak ve gelecek yıl yeniden üretim yapabilmek zorundadır” dedi.
Çiftçinin yalnızca tarımsal kredi borcunun 1,5 trilyon lirayı aştığını belirten Sarıbal, ayçiçeğinde kilogram başına yaklaşık 2 liraya karşılık gelen desteklerin maliyet artışları karşısında yetersiz kaldığını söyledi.
AYÇİÇEĞİNDE İTHALAT POLİTİKASINA ELEŞTİRİ
Sarıbal, 4 Temmuz 2026 tarihli kararla 1 milyon 250 bin ton yağlık ayçiçeği tohumu veya bunun karşılığı 500 bin ton ham ayçiçek yağı için tarife kontenjanı açıldığını hatırlattı.
İthalat kararlarının hasat döneminde yerli ürün fiyatlarını baskıladığını savunan Sarıbal, “İthalat, yerli üretimin açığını tamamlamak için kullanılabilir; ancak üretimin ve üreticinin yerine geçirilemez” dedi.
Sarıbal’ın verdiği bilgilere göre Türkiye, 2003’ten 2026 yılının mayıs ayına kadar yaklaşık 16,5 milyon ton ayçiçeği tohumu için 9,7 milyar dolar, yaklaşık 15,9 milyon ton ayçiçek yağı için ise 18,2 milyar dolar ödedi. Sarıbal, bu iki kalemdeki toplam ithalat faturasının 27,9 milyar dolara ulaştığını söyledi.
“AYÇİÇEĞİNDE TABAN FİYAT HASATTAN ÖNCE AÇIKLANMALI”
Ayçiçeği üretiminin sürdürülebilmesi için hasattan önce bölgesel verim, yağ oranı ve üretim maliyetine dayalı bir taban fiyat açıklanmasını isteyen Sarıbal, primlerin de ekim kararından önce duyurulması gerektiğini söyledi.
Sarıbal ayrıca ithalatın yerli üretimin ihtiyacını karşılayamadığı dönemlerle sınırlandırılmasını, üreticiye en az beş yıllık öngörü sağlayacak destekleme ve üretim planı hazırlanmasını, kooperatiflere ve üretici birliklerine finansman sağlanmasını ve lisanslı depoculuk ile işleme kapasitesinin artırılmasını önerdi.
ÇELTİKTE TMO FİYATININ AÇIKLANMASINI İSTEDİ
Sarıbal, çeltik hasadının birçok bölgede başlamasına rağmen TMO’nun 2026 ürünü için alım fiyatı ve güçlü bir alım takvimi açıklamadığını söyledi.
Çeltikte kilogram başına üretim maliyetinin bölge ve çeşide göre 41-48 lira arasında değiştiğini, ortalama maliyetin ise 45-46 liraya ulaştığını belirten Sarıbal, TMO’nun 2025 ürünü alım fiyatlarını 23 Ocak 2026’da açıkladığını hatırlattı.
Sarıbal, 2025 ürünü için Baldo çeşidinde 40 lira, Cammeo’da 38 lira, Osmancık’ta ise 32 lira fiyat açıklandığını belirterek, üreticinin hasat döneminde ürününü satmak zorunda olduğunu ifade etti.
“Hasattan dört ay sonra açıklanan fiyat piyasayı düzenlemez, çiftçiyi korumaz” diyen Sarıbal, 2026 ürünü için fiyatın gecikmeden açıklanmasını istedi.
ÇELTİK DESTEĞİNİN YETERSİZ OLDUĞUNU SAVUNDU
2026 yılında çeltik için dekara 825,75 lira temel destek ve 550 lira sertifikalı tohum desteği verildiğini belirten Sarıbal, dekara 700 kilogram verim varsayımında bu iki desteğin toplamının kilogram başına yaklaşık 1,97 liraya karşılık geldiğini söyledi.
Sarıbal, “Kilogram maliyeti 45-46 liraya ulaşmış bir üründe yaklaşık 2 liralık destek üreticinin sorununu çözmez. Destek önemlidir ancak düşük ürün fiyatının yerine geçirilemez” dedi.
Türkiye’nin yıllık yaklaşık 600 bin ton pirinç üretimi bulunduğunu belirten Sarıbal, üretim alanlarının ve verimliliğin artırılmasıyla ülkenin kendi ihtiyacını karşılayabilecek potansiyele sahip olduğunu savundu.
“TMO ÇİFTÇİNİN KARA GÜN DOSTU OLMALIDIR”
TMO’nun üretici için alım ve üretim güvencesi sağlayacak şekilde çalışması gerektiğini ifade eden Sarıbal; çeltikte alım fiyatının hasattan önce açıklanmasını, fiyat hesabında bölgesel maliyetlerin yanı sıra arazi kirası, aile emeği ve finansman giderlerinin dikkate alınmasını istedi.
Sarıbal ayrıca TMO alım noktalarının hasatla birlikte açılmasını, randevu kapasitesinin yeterli hale getirilmesini, ödemelerin en geç 10 gün içinde yapılmasını ve hasat döneminde ithalat yapılmamasını önerdi.
Sulama suyu ve elektrik maliyetlerinin düşürülmesi, verimli sulama sistemleri ile kuraklığa dayanıklı çeşitlerin desteklenmesi ve kurutma tesisleri ile lisanslı depolama altyapısının yaygınlaştırılması da Sarıbal’ın sıraladığı öneriler arasında yer aldı.
Sarıbal, açıklamasının sonunda Türkiye’nin üretim kaynaklarına dikkat çekerek, “Türkiye’nin güneşi, suyu, toprağı ve üreticisi var. Sorun kaynak yetersizliği değil, siyasi tercihtir” değerlendirmesinde bulundu.