ANTALYA — Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, COP31 öncesinde düzenlenen “Antalya Su Zirvesi: COP31’e Doğru Ortak Su Eylemi” programında Antalya’nın su gündemini ve su kaynaklarının korunmasına yönelik çalışmaları anlattı.
Mimar Sinan Kongre Merkezi’nde düzenlenen zirveye Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır ile kamu kurumları, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler ve davetliler katıldı.
“SU, YAŞAMIN TA KENDİSİDİR”
Özdemir, konuşmasında suyun Antalya açısından tarım, turizm, sanayi, doğa ve yaşamla doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti.
“Su; Antalya'nın tarımıdır, turizmidir, sanayisidir, doğasıdır ve kısacası yaşamın ta kendisidir” diyen Özdemir, yüzey sularının azaldığını, sulak alanlar üzerindeki baskının arttığını ve nüfus artışıyla birlikte su ihtiyacının büyüdüğünü söyledi.
İklim değişikliğinin etkileriyle kuraklık riskinin daha güçlü hissedildiğini belirten Özdemir, Antalya’nın içme suyu kaynaklarının büyük bölümünü oluşturan yeraltı sularına erişimde daha derin seviyelere inilmek zorunda kalındığını ifade etti.
Özdemir, “Su bizim için bu kadar değerliyken diğer yandan, içme suyu kaynaklarımızın %98’ini oluşturan yeraltı sularımıza erişimde her geçen gün daha alt seviyelere inmek zorunda kalıyoruz” dedi.
SU KAYIPLARINA KARŞI DİJİTAL TAKİP
Antalya Büyükşehir Belediyesi ve ASAT Genel Müdürlüğü olarak su kaynaklarının korunması ve suyun verimli kullanılması amacıyla çeşitli çalışmalar yürütüldüğünü aktaran Özdemir, yaklaşık 2,7 milyon vatandaşa ve nüfusun yaklaşık 10 katı olan 27 milyon ziyaretçiye içme suyu hizmeti sunulduğunu belirtti.
Özdemir, geleceğin suyunu planlamak amacıyla Entegre Kentsel Su Yönetimi Planı’nın hayata geçirildiğini söyledi.
ASAT SCADA sistemiyle şebekenin anlık olarak izlendiğini, kayıp ve kaçakların tespit edilerek müdahale edildiğini belirten Özdemir, izole alt bölgelerin (DMA) sayısının artırılmasıyla su kayıplarının daha etkin kontrol edildiğini ifade etti.
Abone ve Varlık Yönetim Sistemi ile suyun kaynaktan vatandaşa ulaşmasına kadar geçen süreçlerin dijital olarak takip edildiğini belirten Özdemir, sismik ve akustik dinleme cihazlarıyla da yer altındaki su kayıplarının tespit edildiğini söyledi.
Özdemir ayrıca eskiyen ve sağlık riski oluşturan içme suyu hatlarının yenilendiğini, yeni hatların devreye alındığını ve su depolarının modernize edildiğini kaydetti.
TARIMSAL SULAMADA KAPALI SİSTEM VURGUSU
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin kanalizasyon, derin deniz deşarjı ve atık su arıtma yatırımlarıyla denizlerin, su kaynaklarının ve doğal çevrenin korunmasına yönelik çalışmalar yürüttüğünü belirten Özdemir, bu çalışmaların Antalya’daki 233 Mavi Bayraklı plajın korunmasına da katkı sağladığını söyledi.
Tarımda su kullanımına da değinen Özdemir, vahşi sulama yerine kapalı devre sulama sistemlerinin yaygınlaştırıldığını ve arıtılmış suyun tarımsal sulamada yeniden kullanımının artırıldığını ifade etti.
Özdemir, güneşten elde edilen temiz enerjiyle çiftçilerin sulama maliyetlerine destek verildiğini, Çevre Dostu Çiftçi Kart projesiyle zirai ilaç ambalaj atıklarının toprağı ve su kaynaklarını kirletmesinin önlenmesinin amaçlandığını belirtti.
Kurakçıl peyzaj uygulamalarının ve az su tüketen bitki türlerinin yaygınlaştırıldığını aktaran Özdemir, akıllı sulama sistemleriyle suyun doğru zamanda, doğru miktarda ve doğru noktaya ulaştırılmasının hedeflendiğini söyledi.
“SU, ORTAK SORUMLULUĞUMUZDUR”
Özdemir, suyun gelecek kuşakların da hakkı olan bir emanet olduğunu belirterek su kaynaklarının korunması, verimli kullanılması, kayıpların azaltılması ve yeniden kullanımın artırılması gerektiğini vurguladı.
“Kaynağı korumak, verimli kullanmak, kaybı azaltmak, yeniden kullanmak ve geleceği birlikte planlamak zorundayız” diyen Özdemir, su yönetiminde merkezi idare, yerel yönetimler, üniversiteler, sektörler ve sivil toplum kuruluşlarının birlikte hareket etmesinin önemine dikkat çekti.
Zirvede ortaya çıkacak ortak aklın COP31 sürecinde Türkiye’nin ortaya koyacağı yaklaşım açısından da değerli olduğunu belirten Özdemir, sözlerini şu ifadeyle tamamladı:
“Çünkü bu konu tek bir kurumun veya tek bir sektörün meselesi değildir. Su, ortak sorumluluğumuzdur.”