© Tarım Pusulası

IFPRI: Hürmüz Boğazı krizi mısır ve buğday ekimini azaltabilir

Uluslararası Gıda Politikaları Araştırma Enstitüsü (IFPRI), İran'daki savaş ve Hürmüz Boğazı'nda ticari taşımacılığın büyük ölçüde durmasının gübre maliyetlerini artırdığını, bunun da 2026 yılında mısır ve buğday ekim alanlarında daralmaya yol açabileceğini açıkladı. Analize göre gelişme, küresel tahıl piyasaları ve gübre ticareti açısından Türkiye'nin de yakından izlemesi gereken riskler arasında yer alıyor.

ANKARA — İran'da yaşanan savaşın ardından Hürmüz Boğazı'nda ticari gemi trafiğinin büyük ölçüde durması, küresel gübre tedarik zincirini olumsuz etkilerken bunun tarımsal üretime de yansıması bekleniyor. Uluslararası Gıda Politikaları Araştırma Enstitüsü (IFPRI), Nisan ayında yayımladığı analizde, artan gübre maliyetleri nedeniyle çiftçilerin daha fazla azotlu gübre gerektiren ürünlerden uzaklaşabileceğini bildirdi.

IFPRI'ye göre 2026 yılında mısır ve buğday ekim alanlarının bir önceki yıla göre yaklaşık %3 azalması bekleniyor. Buna karşılık daha düşük sentetik azot ihtiyacı bulunan soya fasulyesine yönelişin hız kazanabileceği değerlendiriliyor.

ABD Tarım Bakanlığı'nın (USDA) mart ayının ikinci haftasında hazırladığı ekim tahminlerinde soya ekim alanlarının yıllık bazda %4 artacağı öngörülmüştü. Ancak IFPRI araştırmacıları, nisan ve mayıs aylarında gübre fiyatlarında görülen ilave yükselişlerin USDA projeksiyonlarına tam olarak yansımamış olabileceğini belirtiyor. Bu nedenle ekim desenindeki değişimin açıklanan tahminlerden daha büyük olabileceği ifade ediliyor.

Krizin temel nedeni ise Hürmüz Boğazı'nın küresel enerji ve gübre ticaretindeki kritik konumu olarak gösteriliyor. Normal koşullarda dünya gübre ticaretinin yaklaşık %30'u, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin yaklaşık %20'si ve deniz yoluyla taşınan ham petrolün yaklaşık %27'si bu güzergâhtan geçiyor. Doğal gaz ise azotlu gübre üretiminin en önemli hammaddeleri arasında bulunuyor.

Birleşmiş Milletler'in değerlendirmesine göre petrol fiyatlarının 2026 yılı haziran ayına kadar varil başına 100 doların üzerinde kalması halinde dünya genelinde akut gıda güvensizliği yaşayan kişi sayısı 45 milyon artabilir. Riskin özellikle Sahra Altı Afrika ile Güney Asya ülkelerinde daha belirgin olacağı öngörülüyor.

Analizde örnek olarak Etiyopya gösteriliyor. Ülkenin azotlu gübre ihtiyacının %90'dan fazlası Basra Körfezi üzerinden Cibuti Limanı aracılığıyla karşılanıyor. Savaş nedeniyle bu tedarik zincirinin önemli ölçüde aksadığı belirtiliyor.

Öte yandan Uluslararası Gübre Üreticileri Birliği'nin (IFA) kısa vadeli görünüm raporuna göre küresel azotlu gübre üretim kapasitesinin 2026 yılında 2024 seviyesine göre %4, fosfat ve potasyumlu gübre kapasitesinin ise %5 artması bekleniyor. Bu artışın, çatışma öncesinde planlanan yeni tesis yatırımlarından kaynaklandığı ifade ediliyor.

Ancak IFPRI uzmanları, üretim kapasitesindeki bu yükselişin özellikle Kuzey Yarımküre'de ekim sezonunun devam ettiği mevcut dönemde yaşanan arz kesintilerini kısa vadede telafi etmeye yetmeyeceğini vurguluyor.

Analizde ayrıca Çin'in azotlu gübre üretiminde doğal gaz yerine büyük ölçüde kömür kullanması nedeniyle Körfez kaynaklı doğal gaz arzındaki kesintilerden daha sınırlı etkilendiği belirtiliyor. Bununla birlikte uzun vadede kömür kullanımının artmasının iklim değişikliği açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceği uyarısı yapılıyor.

Türkiye açısından değerlendirildiğinde ise uluslararası gübre piyasalarında yaşanabilecek fiyat artışları, ithalata bağımlı gübre tedariki nedeniyle üretim maliyetlerini etkileyebilecek önemli riskler arasında bulunuyor. Gübre maliyetlerindeki olası yükselişin özellikle hububat üretim sezonunda çiftçilerin girdi maliyetlerini artırabileceği değerlendiriliyor. Ancak IFPRI raporunda Türkiye'ye ilişkin doğrudan bir tahmin veya veri yer almıyor.

TARIM PUSULASI HABER MERKEZİ

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER