Anadolu toprakları, asırlardır üretimin ve bereketin simgesi olmuştur. Ancak bugün tarımda ve kırsal kalkınmada sürdürülebilirliği konuşuyorsak meselenin kalbinde tek bir gerçek yatıyor: Kadın emeği.
Yıllardır saha gözlemlerimde ve yazılarımda dile getirdiğim en temel sorunlardan biri, kadınlarımızın binbir emekle ürettiği doğal, nitelikli ve katma değerli ürünlerin yerel pazarların dışına çıkmakta zorlanmasıydı. Üretmek tek başına yetmiyor; ürettiğinizi doğru pazara, doğru zamanda ve değerinde ulaştırabilmek gerekiyor. İşte bu noktada kooperatifçilik, bireysel çabaları devasa bir güce dönüştüren en önemli kaldıraç olarak karşımıza çıkıyor.
Ticaret Bakanlığının 2025-2029 Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı kapsamında ülkemizin önde gelen beş büyük e-ticaret platformuyla (Hepsiburada, N11, PTTAVM, Pazarama ve Trendyol) imzaladığı iş birliği protokolü, tam da bu ihtiyaca yönelik çok kıymetli bir adım oldu.
Açıklanan protokole göre kadın kooperatiflerimize 5 yıl boyunca çok önemli imtiyazlar sağlanıyor:
- Platformlara ücretsiz kayıt imkânı,
- İlk 6 ay boyunca %0, takip eden 4,5 yıl boyunca ise sadece %1 komisyon oranı,
- Ana sayfa banner'ları, özel kategori alanları ve "Kooperatif Ürünleri" etiketiyle yüksek görünürlük.
Bu destekler sadece mali bir kolaylık değil, kırsal alandaki kooperatiflerimizin dijital dönüşümünü hızlandıracak değerli bir hamledir. Yüksek komisyon oranları ve pazarlama maliyetleri yüzünden e-ticarete girmekte tereddüt eden kadın kooperatiflerimiz için önemli bir adım...
Dünya Örnekleri Ne Söylüyor?
Dünyaya baktığımızda kırsal kalkınmayı başarmış ülkelerin temelinde güçlü kooperatifçilik modelleri görürüz. Örneğin Hindistan'daki SEWA (Serbest Çalışan Kadınlar Derneği) veya Latin Amerika ve Avrupa'daki adil ticaret (fair-trade) odaklı kadın kooperatifleri, küçük üreticinin küresel pazarlara erişimini sağlayarak yerel ekonomileri ayağa kaldırdı. Ülkemizde ise kooperatifçilik çoğu zaman geleneksel yapılarla sınırlı kaldı. Ticaret Bakanlığının bu hamlesi, Türkiye’de kadın emeğinin ulusal ve uluslararası ölçekte rekabet edebilmesi için kritik bir eşiktir.
Peki, Bu Model Nasıl Daha Da Geliştirilebilir?
Dijitalde atılan bu harika adımın etkisini katlamak ve kooperatifçiliğimizi büyütmek için şu tamamlayıcı adımlara da acilen ihtiyacımız var:
- E-ticarette gösterilen bu kolaylık, ulusal zincir marketlerde de karşılık bulmalıdır. Perakende yasası veya özel düzenlemelerle zincir market raflarında kadın kooperatiflerinin ürünlerine özel alan ve "yerli üretim/kadın emeği" kotası tanımlanmalıdır. Okuyucu veya tüketici ürünle sadece ekranda değil, mahalle marketinde de yüz yüze gelmelidir.
- Dijitalden sipariş alan kadın kooperatifinin en büyük sorunu kargolama ve tazeliği korumaktır. Yerel yönetimler (belediyeler) ve Tarım İl/İlçe Müdürlükleri; kooperatiflere ortak kullanım alanlı paketleme, soğuk hava deposu ve lojistik merkez desteği sunmalıdır.
- Pazar kapısı açıldı ancak süreklilik ürün kalitesine bağlıdır. Kadın kooperatiflerimize e-ticaret sistemi kullanımı, gıda güvenliği, hijyen standartları, barkodlama ve estetik ambalaj tasarımı konularında sürekli eğitim ve mentorluk verilmelidir.
- Kamu kurumlarının misafirhanelerinden belediye tesislerine kadar yapacağı gıda ve hediyelik alımlarında kadın kooperatiflerine kanuni öncelik tanınması, bu yapıların nakit akışını güvenceye alacaktır.
Sonuç Olarak...
Bir tarım yazarı olarak vurgulamak isterim ki kadın emeğinin desteklenmesi sadece bir sosyal sorumluluk değil, doğrudan bir kırsal kalkınma ve gıda güvenliği meselesidir. Aracı mekanizmalar azaldıkça emeğin karşılığı doğrudan üretici kadının cebine girecek, ekonomik özgürlüğünü kazanan kadın toprağına daha sıkı sarılacak ve kırsaldan göç yavaşlayacaktır.
Toprağın bereketini kadınlarımızın akıl teri ve dijitalleşmenin gücüyle birleştiren bu protokolü yürekten kutluyor; market raflarından lojistik merkezlere kadar genişleyecek yeni müjdelerle bu sürecin taçlanmasını temenni ediyorum. Üreten, istihdam sağlayan ve ekonomimize değer katan tüm kadın kooperatiflerimize hayırlı olsun…