Dünya yem sanayisi alternatif hammaddelere yönelirken, Karadeniz’de devam eden güvenlik risklerinden dolayı Türkiye’ye buğday kepeği CIF satış teklifleri 280 dolarları geçti. Bugünlerde Rusya ve Ukrayna’dan teklifler azalırken, İtalya’dan buğday kepeği teklifleri sınırlı sayıda geliyor. Satıcılar ekim kontratlarını tamamladığı için artık kasım ve aralık kontratları konuşuluyor.
Ukrayna, Tuna Nehri içindeki İzmail ve Reni limanlarını kullanarak büyük sıra beklemeleri altında, uzun süren yükleme süreleriyle müşterilerine tedarik yapmaya çalışıyor. Ukrayna’dan karayolu ile ağırlıklı olarak Trakya ve Marmara bölgelerine sınırlı miktarlarda yükleme yapılabiliyor.
Rusya’da satıcılar buğday kepeğini Gürcistan üzerinden karayoluyla Samsun bölgesine ulaştırmaya çalışırken, iç lojistik riskine giren satıcılar St. Petersburg üzerinden büyük gemilerle ayda iki veya üç gemi buğday kepeği yüklemesi yapabiliyor.
Liman raporlarına göre 2025 yılı Eylül ayında Türkiye limanlarına yaklaşık 98 bin ton buğday kepeği yüklemesi yapıldı. Bu yılın eylül ayında ise bu rakam 108 bin ton olarak gerçekleşti. Ancak ürünün bulunabilirlik riskinin artması, Karadeniz’de devam eden sıkıntılar ve dizel fiyatlarındaki artış, ürün fiyatının dramatik bir şekilde yükselmesine sebep oldu.
Peki Türkiye yem sektörü gerçekten buğday kepeğinin yerine başka bir ürün koyabilir mi?
Türkiye yem sanayisinde son dönemde buğday kepeği fiyatlarında dikkat çekici bir gelişme yaşanıyor. Ukrayna, Rusya ve İtalya menşeli pelet buğday kepeğinin Türkiye’de CIF ton başına fiyatı 280 dolar seviyelerine çıktı. Bugün temel sorun, alıcıdan çok satıcı bulmak.
Normal şartlarda bir yem hammaddesinin fiyatındaki hızlı yükseliş, yem fabrikalarını alternatif ürünlere yöneltir. Ancak bu kez mısır kepeği ve DDGS gibi alternatif ürünlerin fiyatları da eş zamanlı yükseldi ve tedarik sorunları devam ediyor.
Dünya 1,4 milyar tonun üzerinde yem üretiyor
Dünya karma yem üretimi 2025 yılında yaklaşık 1,44 milyar tona ulaştı. Çin yaklaşık 330 milyon tonla ilk sırada yer alırken, ABD 267 milyon ton, Brezilya 90 milyon ton, Hindistan ise 58 milyon ton civarında üretim gerçekleştiriyor.
Türkiye, yaklaşık 25,5 milyon tonluk üretimiyle dünyanın en büyük 10 yem üreticisi arasında yer alıyor.
Ancak ülkeler arasındaki asıl fark, üretim miktarından çok kullanılan hammaddelerde ortaya çıkıyor.
Çin’de buğday kepeğinin yanında pirinç kepeği ve farklı tarımsal yan ürünler geniş ölçekte kullanılıyor. ABD’nin büyük mısır ve etanol sanayisi, yem sektörüne DDGS ve mısır yan ürünleri sağlıyor. Brezilya, soya ve mısır üretiminin avantajını kullanırken, Hindistan’da da buğday kepeğinin yanında pirinç kepeği önemli bir yem hammaddesi olarak öne çıkıyor.
Rusya ise büyük buğday ve un sanayisi sayesinde önemli miktarda buğday kepeği üretirken, ayçiçeği küspesinde de güçlü bir tedarikçi konumunda.
Türkiye neden buğday kepeğine daha bağımlı?
Türkiye’nin durumu bu ülkelerden farklı.
Ülkemiz dünyanın büyük karma yem üreticilerinden biri olmasına rağmen ABD’nin mısır ve etanol sanayisinin, Hindistan ve Çin’in pirinç sektörünün veya Brezilya’nın soya sanayisinin oluşturduğu büyüklükte alternatif bir yerli yan ürün havuzuna sahip değil. Buna karşılık özellikle süt ve besi hayvancılığı için büyük miktarda yem üretiliyor.
Buğday kepeği; protein, lif ve enerji dengesi nedeniyle bu rasyonlarda uzun yıllardır kullanılan bir hammadde. Depolanabilmesi, peletlenebilmesi ve dökme gemilerle büyük miktarlarda taşınabilmesi de önemli bir ticari avantaj sağlıyor.
Üreticiler, buğday kepeği fiyatları yükseldiğinde rasyonlarda kepek kullanım oranını kademeli olarak düşürebiliyordu. Ancak şu anda Karadeniz’deki güvenlik risklerinden dolayı ürün tedarikinin giderek imkânsız hâle gelmesi, tüm alternatif ürünlere ulaşımı da zora soktu.
Buğday kepeğinin gerçek rakibi tek bir ürün değil
Buğday kepeğinin dünyada bire bir karşılığı olan tek bir ürün bulunmuyor.
Mısırın yan ürünleri, DDGS, soya kabuğu, pirinç kepeği, ayçiçeği küspesi ve şeker pancarı posası başlıca alternatifler arasında.
Ancak bunların protein, enerji ve lif değerleri farklı. Bu nedenle yem fabrikaları genellikle bir ton buğday kepeğini çıkarıp yerine bir ton başka ürün koymuyor.
Bunun yerine iki veya üç hammaddenin oranını değiştirerek rasyonun besin değerini ve maliyetini yeniden dengeliyor.
Bu nedenle buğday kepeğinin gerçek rakibi tek başına mısır kepeği veya DDGS değil; alternatif hammaddelerle oluşturulan yeni rasyonun toplam maliyetidir.
Pirinç kepeği yeni bir alternatif olabilir mi?
Dünya örneklerine bakıldığında Türkiye açısından araştırılması gereken ürünlerden biri pirinç kepeği. Özellikle Hindistan ve diğer büyük pirinç üreticilerinde pirinç kepeği, yem sektöründe önemli miktarlarda kullanılıyor.
Türkiye’nin yerli pirinç üretimi bu ölçekte olmadığı için aynı modeli iç üretimle oluşturması zor. Ancak Hindistan, Pakistan ve diğer üretici ülkelerden pirinç kepeğinin Türkiye’ye hangi maliyetle getirilebileceği ve buğday kepeğinin ne kadarını ikame edebileceği araştırılabilir.
Buğday kepeğinden neden vazgeçemiyoruz?
Türkiye yem sektörünün buğday kepeğinin yerine kullanabileceği ürünler var. Ancak mesele, alternatif ürünün bulunması değil; aynı besin değerinin daha düşük maliyetle ve milyonlarca tonluk sürdürülebilir tedarikle sağlanabilmesi.
Asıl soru şu:
Yem fabrikaları aynı besin değerindeki yemi, buğday kepeği kullanmadan daha ucuza üretebilecek mi?
Bugünkü piyasa şartlarında bunun kolay olmadığı görülüyor.
Uzun vadede ise Türkiye’nin çözümü buğday kepeğinin yerine tek bir ürün bulmak değil; yerli ve ithal alternatiflerden oluşan daha geniş, sürdürülebilir ve rekabetçi bir yem hammaddesi havuzu oluşturmak olmalı.