ANKARA — CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında tarımsal üretimde yaşanan sorunları gündeme getirdi. Gürer, 2026 yılında üretimde artış yaşanmasına rağmen bunun çiftçi refahına yeterince yansımadığını savunarak özellikle şeker pancarı alım fiyatının henüz açıklanmamasına dikkat çekti.
Gürer, 2025 yılında kuraklık ve zirai don nedeniyle bitkisel ve bahçe üretiminde 2023'e göre yaklaşık 20 milyon ton ürün kaybı yaşandığını, 2026'da ise iklim koşullarının daha iyi olmasıyla verim, rekolte ve üretimde artış görüldüğünü belirtti.
Ancak Gürer, üretim artışının çiftçi refahına beklenen ölçüde katkı sağlamadığını savundu. Kamu tarafından açıklanan bazı alım fiyatlarının düşük kaldığını belirten Gürer, üreticinin borçları nedeniyle ürününü hasat sonrasında hızlı biçimde satmak zorunda kaldığını söyledi.
Şeker pancarı fiyatı henüz açıklanmadı
Gürer'in basın toplantısında öne çıkardığı başlıklardan biri şeker pancarı oldu.
Şeker pancarında kampanya döneminin başladığını belirten Gürer, önceki yıllarda eylül ayı içinde açıklanan alım fiyatının 2026 yılı için henüz açıklanmadığını söyledi. Üreticinin fiyatın bir an önce duyurulmasını beklediğini ifade eden Gürer, şeker pancarı gibi stratejik bir üründe fiyat oluşumunun sorunlu hale geldiğini savundu.
Gürer, Türkiye'de geçen yıl yaklaşık 22 milyon ton şeker pancarı üretildiğini, bu yıl da yaklaşık aynı düzeyde üretim öngörüldüğünü belirtti. Yıllık şeker tüketiminin ise yaklaşık 2,7 milyon ile 2,9 milyon ton arasında değiştiğini ifade etti.
Pancar üretiminde maliyet baskısına dikkat çekti
Şeker pancarı üretimindeki maliyetlere de değinen Gürer, özellikle sulama, elektrik, tohum ve mazot giderlerindeki artışın üretici üzerindeki yükü artırdığını söyledi.
Gürer, Niğde'de şeker pancarı için dekara sulama suyu maliyetinin yaklaşık 25 bin lira olduğunu ve ürünün yılda en az 13 kez sulanması gerektiğini belirtti.
Mazot fiyatındaki artışa da dikkat çeken Gürer, 20 Temmuz 2021'de litre fiyatının 7,50 TL olduğunu, 2025 üretim döneminde 55 TL'ye çıktığını ve toplantı sırasında 91,30 TL seviyesinde bulunduğunu söyledi.
“Çiftçinin mutlu olacağı alım fiyatları oluşturulmalı”
Gürer, sürekli ve sürdürülebilir üretim için çiftçinin maliyetlerini karşılayabilecek alım fiyatlarının oluşturulması gerektiğini söyledi.
“Girdi maliyetleri artı makul bir kâr ile fiyatlar belirlenmeli.”
diyen Gürer, 2026 yılında açıklanan bazı alım fiyatlarının enflasyonun dahi dikkate alınmadığı bir düzeyde kaldığını savundu. Bu durumun çiftçide “Nasıl üretim yapacağım?” kaygısına yol açtığını ifade etti.
Tarımsal destek eleştirisi
Gürer, Tarım Kanunu'nun 21'inci maddesinde tarımsal destekler için millî gelirin yüzde 1'i oranındaki düzenlemeye işaret ederek, 2026 yılında bu tutarın kendi hesabına göre 722 milyar TL olduğunu, bütçede tarımsal destek olarak yer alan tutarın ise 168 milyar TL olduğunu söyledi.
Gürer, aradaki farkın yaklaşık 604 milyar TL olduğunu savundu. Bu rakamlar, Gürer'in daha önce 2026 bütçe görüşmeleri sırasında TBMM'de yaptığı açıklamalarda da yer aldı.
Gürer ayrıca 2006-2026 döneminde gerçekleşen tarımsal desteklerle kanunda öngörüldüğünü hesapladığı destekler arasında fark bulunduğunu ileri sürdü. Dökümde bu farkı 1 trilyon 630 milyar 523 milyon TL olarak ifade etti.
Çiftçinin banka borcuna dikkat çekti
Gürer, Temmuz 2026 itibarıyla tarım sektörünün bankalara olan borcunun 1 trilyon 511 milyar TL'ye yükseldiğini söyledi.
Bu borcun son bir yılda 411 milyar 249 milyon TL arttığını belirten Gürer, 2006 yılında 6 milyar 475 milyon TL olan banka borcuyla karşılaştırıldığında yaklaşık 230 katlık artış yaşandığını savundu. Güncel açıklamalardaki bu rakamlar 6 Ekim 2026 tarihli haberlerde de yer aldı.
Gürer, çiftçinin yalnızca bankalara değil piyasaya da borçlu olduğunu belirterek borçluluğun üretim kararlarını etkilediğini söyledi.
“Hasat öncesi fiyatlandırma yapılmalı”
Gürer, üreticinin hangi ürünü ne kadar alanda ve hangi maliyetle üreteceğinin önceden planlanması gerektiğini savundu.
Ürün maliyetinin hesaplanması ve bunun üzerine makul bir kâr eklenerek üreticinin elde edeceği gelirin önceden belirlenmesi gerektiğini belirten Gürer, özellikle ilaç, tohum, gübre, elektrik, sulama suyu ve yem gibi girdilerdeki artışın üretim kararlarını zorlaştırdığını söyledi.
Fiyat gecikmesinin üreticiye etkisi
Basın toplantısında yöneltilen bir soru üzerine şeker pancarı alım fiyatının gecikmesinin üreticinin borç ödeme sürecini de etkilediğini belirten Gürer, çiftçinin hasat döneminde ürününü satıp borçlarını ödeme beklentisi içinde olduğunu söyledi.
Gürer, sözleşmeli üretim yapılan şeker pancarında alım fiyatının önceden açıklanmasının üreticinin bir sonraki üretim dönemi için planlama yapabilmesi açısından önemli olduğunu ifade etti. Özel fabrikaların ürün teslim zamanlamasının da üreticinin verim ve kota planlamasını etkileyebildiğini savundu.
Gürer, üreticinin önünü görebilmesi için makul alım fiyatlarının zamanında açıklanması gerektiğini belirterek basın toplantısını tamamladı.