ANKARA — CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, düzenlediği basın toplantısında tarımsal üretimde artan maliyetler, üreticilerin ürün alım fiyatlarına ilişkin beklentileri ve fon soruşturmasına yönelik yanıt bekleyen soruları gündeme taşıdı. Buğday, arpa, ayçiçeği, fındık, çay, şeker pancarı, çeltik, pamuk, üzüm, narenciye ve zeytinde üreticilerin yaşadığı sorunlara dikkat çeken Sarıbal, açıklanan alım fiyatlarının gerçek üretim maliyetlerini karşılamadığını savundu.
Mazotun litre fiyatının bir yılda 55–56 liradan 100 lira düzeyine yükseldiğini, gübre fiyatlarında da ciddi artışlar yaşandığını belirten Sarıbal, üreticinin artan girdi maliyetleri karşısında yeterince korunmadığını söyledi. TÜİK tarafından açıklanan enflasyon rakamlarının halkın yaşadığı gerçek fiyat artışlarını yansıtmadığını ifade eden Sarıbal, tarımın gıda güvencesi ve gıda egemenliği açısından taşıdığı öneme rağmen üreticiyi koruyacak politikaların uygulanmadığını ileri sürdü.
Buğday ve arpada açıklanan fiyatlar piyasada karşılık bulmuyor
Buğdayda ton başına 16 bin 500 lira, arpada ise 12 bin 750 lira olarak açıklanan alım fiyatlarının üreticinin maliyetleri karşısında yetersiz kaldığını belirten Sarıbal, buğday fiyatındaki artışın yüzde 22,2, arpadaki artışın yüzde 15,9 olduğunu kaydetti.
Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) alımlarının piyasayı güvence altına alacak düzeye ulaşmadığını savunan Sarıbal, açıklanan fiyatların bütün üreticiler için geçerli olmadığını söyledi. Özel sektörde buğdayın kilogramının 12–13 liraya, arpanın ise 9–10 liraya kadar düşen fiyatlardan alındığını belirten Sarıbal, kamu tarafından açıklanan fiyatların üreticiyi koruyan bir taban oluşturması gerektiğini vurguladı.
Ayçiçeği, fındık ve çayda üreticinin fiyat beklentisi karşılanmadı
Ayçiçeğinde yüzde 44 yağ oranına sahip ürün için açıklanan 37 liralık ön alım fiyatının maliyetleri karşılamadığını ifade eden Sarıbal, verim düştükçe kilogram başına üretim maliyetinin yükseldiğine dikkat çekti.
Fındıkta üreticilerin 275–300 lira arasında fiyat beklediğini belirten Sarıbal, yaklaşık 250 lira düzeyindeki alım fiyatına rağmen piyasa fiyatlarının 150–160 liraya kadar gerilediğini söyledi.
Yaş çayda kilogram başına 35 lira olarak açıklanan alım fiyatının da üreticinin beklentisini karşılamadığını savunan Sarıbal, bazı üreticilerin çay bahçelerini kendileri toplamak yerine aracılara bırakmak zorunda kaldığını dile getirdi.
Sarıbal, açıklanan fiyatların en azından taban fiyat olarak uygulanmasını isteyerek, “Gerçek üretim maliyetlerine göre” fiyat belirlenmesi gerektiğini söyledi.
Pancar ve çeltikte üretici beklentisinin altında fiyat
Şeker pancarında üreticinin ton başına 4 bin–4 bin 500 lira arasında fiyat beklediğini hatırlatan Sarıbal, kota tamamlama primi dahil açıklanan 3 bin 720 liralık fiyatın bu beklentinin altında kaldığını ifade etti. Üreticilerin nakliye desteği talebinin de karşılanmadığını belirten Sarıbal, çiftçinin hasat döneminde borçlarını ödemekte zorlandığını söyledi.
Çeltikte ise üreticinin kilogram başına 50–55 lira fiyat beklediğini, piyasa fiyatlarının 40 lira civarında seyretmesinin üreticinin kaybını artırdığını kaydetti. Sarıbal, çiftçinin ürününü satarak gelir elde etmesi gereken hasat döneminde zarar ettiğini, banka ve girdi borçlarının da bu dönemde biriktiğini vurguladı.
Pamukta üretim maliyeti 55 liraya kadar çıkabiliyor
Pamuğun tekstil, konfeksiyon, yağ ve yem sanayisi açısından stratejik bir ürün olduğunu belirten Sarıbal, kütlü pamuk üretim maliyetinin verime bağlı olarak kilogram başına 40 liradan 50–55 liraya kadar çıkabildiğini söyledi. Yaklaşık 41 liralık fiyatın özellikle düşük verimle üretim yapan çiftçilerin maliyetini karşılamadığını savundu.
AK Parti iktidarı döneminde yaklaşık 20 milyon ton lif pamuk ithalatı için 36 milyar dolar ödendiğini belirten Sarıbal, pamuk küspesi ve diğer ürünler için yapılan ithalatın bu tutara dahil olmadığını ifade etti. Sarıbal, ithalata ayrılan kaynaklara karşılık yerli pamuk üreticisinin beklentilerinin karşılanmadığını dile getirdi.
Üzüm üreticisi ürününü satacak pazar bulamıyor
Kuru, sofralık ve şaraplık üzüm üreticilerinin gelir kaybı yaşadığını belirten Sarıbal, Manisa'da kuru üzüm fiyatlarının maliyet ve üretici beklentilerinin altında kaldığını, sofralık üzüm fiyatlarının ise 10–12 liraya kadar gerilediğini söyledi. Bazı bölgelerde bu fiyatlardan dahi alıcı bulunamadığını ifade etti.
Elazığ'da bazı üreticilerin satamadıkları üzümleri keserek yere bırakmak zorunda kaldığını belirten Sarıbal, ürünün bağda kalmasının gelecek yılın üretimini de olumsuz etkilediğini kaydetti.
Elazığ Şarap Fabrikasının 2004 yılında özelleştirilip daha sonra kapatılmasının ardından üreticilerin önemli bir alıcıyı kaybettiğini savunan Sarıbal, Elazığ'da binin üzerinde çiftçinin ürününü satacak yer bulamadığını söyledi. Kamu kurumları ve alım yapabilecek şirketlere çözüm üretme çağrısında bulundu.
Öküzgözü, Boğazkere, Kalecik Karası ve Hasandede gibi yerel üzüm çeşitlerinin geleceğine de dikkat çeken Sarıbal, “Değerlerimizi kaybediyoruz. Bir dili kaybetmek neyse, bir kültürü kaybetmek neyse, biz geleceğimizi kaybediyoruz” ifadelerini kullandı.
Narenciye ve zeytinde kamu alımı çağrısı
Narenciyede yüksek rekolteye rağmen ürünün dalında alıcı bulamadığını belirten Sarıbal, kilogram başına 5–7 lira seviyesindeki fiyatların hasat giderlerini karşılamakta yetersiz kaldığını söyledi.
Kamu kurumlarının üreticiden mandalina ve portakal alarak okullarda öğrencilere dağıtabileceğini ifade eden Sarıbal, Millî Eğitim, Ticaret, Sanayi ve Tarım bakanlıklarına çağrıda bulundu. Sarıbal, “Halkımız meyve yesin” dedi.
Zeytinde de yüksek rekoltenin üreticinin kazancına dönüşmediğini savunan Sarıbal, yağlık zeytinde fiyatların 10 liraya kadar gerilediğini ve bazı üreticilerin hasat yapamadığını belirtti. İhracatta yaşanan pazar kayıpları, artan nakliye maliyetleri ve sınır kapılarındaki sorunlara da değinen Sarıbal, üretici ve ihracatçının desteklenmesini istedi.
“Çiftçi sadaka değil, emeğinin hakkını istiyor”
Tarım politikalarını “ithalat, sözleşmeli tarım ve ne hâlin varsa gör” sözleriyle eleştiren Sarıbal, çiftçinin üretimin bütün yükünü üstlenmesine rağmen yalnız bırakıldığını ileri sürdü.
Kamucu, planlı ve çiftçiyi koruyan bir üretim modelinin hayata geçirilmesini isteyen Sarıbal, tarımsal üretimin kamu yararı açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“İthalata verdiğiniz paranın çok az bir kısmıyla bunların hepsi olur. Çiftçi ayakta kalır. Gelecek sene de üretimine devam eder” diyen Sarıbal, “Trilyon faize veriyorsunuz. Neden çiftçiye yok?” sözleriyle tarıma ayrılan kaynakları eleştirdi.
Fon soruşturmasında 97,3 milyar liranın kaynağını sordu
Basın toplantısının ikinci gündeminde fon soruşturması yer aldı. Sarıbal, soruşturmanın siyaset, bürokrasi, özel sektör ve medya bağlantılarıyla birlikte bütün yönleriyle aydınlatılması gerektiğini söyledi. Olayın örgütlü suç boyutuyla ele alınmasını isteyen Sarıbal, soruşturmadaki yaklaşımı eleştirdi.
Kamuoyuna açıklanan bilgilere göre 247 bin 839 yatırımcıya 97,3 milyar lira ödeme yapıldığını, ayrıca 178 bin 537 tekil yatırımcının yaklaşık 76 milyar liralık anaparasının karşılandığını hatırlatan Sarıbal, Adalet Bakanı tarafından gönüllü iadeler kapsamında yaklaşık 30 milyar lira değerinde para, taşınmaz ve hisse senedinin geri verildiğinin açıklandığını belirtti.
İade edilen varlıkların tamamının nakit olmadığını vurgulayan Sarıbal, yatırımcılara yapılan 97,3 milyar liralık ödemenin hangi kaynaklardan karşılandığının açıklanmasını istedi.
“Bu 97,3 milyar lirayı nereden, hangi kaynaklardan ödediniz? Niye açıklamıyorsunuz?” diye soran Sarıbal, ödeme yapılan yatırımcıların toplam alacaklarının, geri ödeme tutarlarının ve iade yapan kişi ve şirketlerin kimliklerinin kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini savundu.
Sarıbal ayrıca, iade yapmayanların kimler olduğu, bu kişilerin üzerinde ne kadar varlık bulunduğu ve haklarında hangi işlemlerin yürütüldüğü sorularına da yanıt verilmesini talep etti.
Fon işlemlerinde kesilen stopajın tutarı açıklansın
Fon işlemlerinden kesilen stopaj tutarına da değinen Sarıbal, soruşturmaya konu işlemlerden ne kadar vergi tahsil edildiğinin açıklanmasını istedi. Yatırımcıların kesilen stopajın iadesini talep ettiğini belirten Sarıbal, bu konuda hukuki ve yasal düzenleme yapılması gerektiğini söyledi.
Fon mağdurlarının yaşadığı sorunların zamana bırakılarak unutulamayacağını ifade eden Sarıbal, soruşturmanın tüm ayrıntılarının açıklanmasını ve yatırımcıların sorularına yanıt verilmesini istedi.