ANKARA — CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu ile Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, TÜRKŞEKER’in 2023 ve 2024 yıllarına ilişkin hesaplarının görüşüldüğü TBMM KİT Komisyonu toplantısında, şeker pancarı üreticilerinin gelir kaybını ve şeker fabrikalarının artan borç yükünü gündeme getirdi. Suluova Şeker Fabrikası’nın yaklaşık 4,7 milyar liralık borç yükü altında bulunduğunu belirten Gürer, borçların yapılandırılması, faizlerin silinmesi ve fabrikaya ek destek sağlanması çağrısında bulundu.
Şeker fabrikalarının yalnızca üretim yapan işletmeler olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Gürer, bu kuruluşların pancar üretiminden hayvancılığa, istihdamdan bölgesel kalkınmaya kadar geniş bir ekonomik alanı etkilediğini söyledi. Yüksek faizler, artan maliyetler ve daralan pazarın hem fabrikaları hem de üreticileri zorladığını savundu.
Pancar üreticisinin geliri enflasyonun gerisinde kaldı
Şeker pancarının stratejik bir ürün olduğunu belirten Gürer, bu yıl Türkiye’de 22 milyon ton pancar üretileceğinin varsayıldığını söyledi. Sözleşmeli ve alım garantili üretimin; tohum, gübre ve ilaç tedarikinden nakliyeye, fabrika işlemesinden şeker, melas, küspe ve alkol üretimine kadar geniş bir ekonomik zinciri kapsadığına dikkat çekti.
Gürer, şeker pancarı alım fiyatının ton başına 3 bin 720 lira olarak açıklandığını, üreticilerin ise 4 bin liranın üzerinde bir fiyat beklediğini belirtti. Pancar fiyatındaki yıllık artışın yüzde 20, enflasyonun ise yüzde 30 olduğunu ifade eden Gürer, girdi maliyetleri de yükselirken üreticinin gelirinin baskı altında kaldığını savundu.
Özelleştirme sonrasında pancar üreticilerinin bazı avantajlarını kaybettiğini de ileri süren Gürer, geçmişte kamu tarafından karşılanan fire maliyetlerinin artık üreticinin üzerinde kaldığını söyledi. Üreticinin daha ucuz tohum kullanmaya yönelmesinin verim ve rekolte kaybına yol açabileceğini belirterek, girdi maliyetleri ve makul kârı dikkate alan fiyatlandırma yapılması gerektiğini vurguladı.
Nişasta bazlı şurup ve şeker stokları gündemde
Gürer, nişasta bazlı şurup ve tatlandırıcılarda yalnızca yurt içi kota miktarının değil, ithal ürünlerin Türkiye pazarındaki durumunun da incelenmesi gerektiğini belirtti. İthal ürünlerin ve pazarın daralmasının şeker fabrikalarının satışlarını etkileyebileceğini savundu.
TÜRKŞEKER’in stok ve satış politikalarını da eleştiren Gürer, Türkiye’de yıllık şeker tüketiminin 2,8 milyon ton olduğunu, kurumun yılbaşına 600 bin ton stokla girmesi durumunda bunun nedenlerinin araştırılması gerektiğini söyledi. Gürer, kamu şeker fabrikalarının pazar payındaki gerilemenin nişasta bazlı şurup, kaçak girişler veya üretim sorunlarıyla bağlantısının incelenmesini istedi.
Suluova Şeker’in borcu 4,7 milyar liraya yaklaştı
Gürer’in açıklamasında öne çıkan başlıklardan biri, Amasya’daki Suluova Şeker Fabrikası’nın mali durumu oldu. Fabrikanın yalnızca şeker üretimiyle değil, küspe ve melas üretimi, hayvancılık, nakliye ve bölgesel ticaret açısından da önem taşıdığını belirten Gürer, işletmenin finansman giderleri nedeniyle ciddi bir baskı altında bulunduğunu ifade etti.
Gürer’in verdiği bilgilere göre, Amasya ve Turhal Pancar Ekicileri Kooperatifinin iştiraki olan şirketin yaklaşık 70 bin ortağı bulunuyor. Şirketin kamu bankalarına yaklaşık 3 milyar 900 milyon lira, TÜRKŞEKER’e ise 840 milyon liraya yaklaşan borç ve kredi yükümlülüğü olduğunu belirten Gürer, toplam borcun yaklaşık 4,7 milyar liraya ulaştığını söyledi.
Yüksek faizlerin şirketin mali yapısını ağırlaştırdığını savunan Gürer, 2023 yılında bankalara ödenen faizin borç stokunun yüzde 10’u düzeyinde olduğunu, bu oranın 2026’da yüzde 46’ya çıktığını ileri sürdü. Aynı dönemde faiz ödemelerinin yaklaşık 24 kat, banka borç yükünün ise 4,4 kat arttığını belirtti.
Borçların yapılandırılması ve faizlerin silinmesi çağrısı
Suluova Şeker’in mali yapısının sürdürülebilir hâle getirilmesi gerektiğini ifade eden Gürer, kamuya olan borçların yapılandırılmasını, faizlerin silinmesini ve ek destek sağlanmasını istedi.
Gürer ayrıca yaklaşık 40 bin tonluk şeker kotasının yasal düzenlemeyle TÜRKŞEKER’e devredilmesini ve elde edilecek ekonomik değer üzerinden kamu borçlarının mahsup edilmesini önerdi. Bu adımın, fabrikanın faaliyetlerini sürdürmesini ve kamu alacaklarının tahsilini güvence altına alabilecek bir çözümün parçası olabileceğini savundu.
Pancar üretimindeki daralma hayvancılığı da etkileyebilir
Şeker fabrikalarının mali sorunlarının yalnızca işletmelerle sınırlı kalmayacağını belirten Gürer, pancar ekim alanlarının daralması ve üretici sayısının azalmasının bölgesel ekonomiye yansıyabileceği uyarısında bulundu.
Pancar küspesi ve melas üretimindeki olası düşüşün hayvancılığı, istihdamı ve tarımsal üretim zincirini etkileyebileceğini ifade eden Gürer, özellikle kooperatif bünyesindeki ve kamu dışındaki özel sektör yapılarından farklı konumda bulunan şeker fabrikalarının bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Gürer, şeker fabrikalarının üretim, istihdam ve bölgesel kalkınmadaki rolü dikkate alınarak sorunlara kalıcı çözümler geliştirilmesi çağrısını yineledi.