ATAK: Antalya'da tarım arazilerinin yüzde 17'si kaybedildi
TarımZiraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı ve Antalya Tarım Konseyi İcra Kurulu Üyesi Ebru Kaçın, Antalya'da son 20 yılda tarım arazilerinin yaklaşık yüzde 17'sinin kaybedildiğini belirterek, su yönetimi, toprak koruma ve iklim değişikliğine uyum politikalarının birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.
ANTALYA — Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım Konseyi (ATAK) iş birliğinde hazırlanan Tarım Gündem programına katılan Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı ve Antalya Tarım Konseyi İcra Kurulu Üyesi Ebru Kaçın, Antalya'da son 20 yılda tarım arazilerinin yaklaşık yüzde 17'sinin kaybedildiğini belirterek, tarımın geleceği açısından su, toprak ve iklimin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
ATB Basın Danışmanı Vahide Yanık'ın hazırlayıp sunduğu programda konuşan Kaçın, Antalya'nın bitkisel üretimde Türkiye'nin önde gelen illerinden biri olduğunu, örtü altı üretimin yaklaşık yüzde 70'inin Antalya'da gerçekleştirildiğini ifade etti. Yoğun üretimin sürdürülebilirliği için doğal kaynakların korunmasının zorunlu olduğunu dile getirdi.
Toprağın oluşumunun uzun yıllar aldığını vurgulayan Kaçın, 1 santimetre verimli toprağın oluşmasının 500 ila 1000 yıl sürdüğünü belirtti. Bu nedenle mevcut tarım topraklarının korunmasının stratejik önem taşıdığını söyledi.
Kaçın'ın paylaştığı verilere göre Antalya'da son 20 yılda tarım arazilerinin yaklaşık yüzde 17'si üretim dışına çıktı. Türkiye genelinde ise son 22 yılda yaklaşık 2,5 milyon hektar tarım alanı farklı nedenlerle üretimden çekildi. Kaçın, erozyon, plansız kentleşme ve tarım alanlarının amaç dışı kullanımının bu kayıpların başlıca nedenleri arasında yer aldığını ifade etti.
Bilinçsiz zirai ilaç ve gübre kullanımının toprak sağlığını olumsuz etkilediğini belirten Kaçın, bu uygulamaların ziraat mühendislerinin önerileri doğrultusunda yapılmasının önemine dikkat çekti.
COP31 değerlendirmesi
Kaçın, COP31 hazırlıkları kapsamında BATEM arazisindeki yaklaşık 300 dekarlık tarım alanının otopark olarak değerlendirilmesine ilişkin görüşlerini de paylaştı.
Tarım topraklarının korunmasının öncelikli olması gerektiğini belirten Kaçın, bölgede otopark yerine raylı sistem yatırımlarının artırılmasının daha kalıcı ulaşım çözümleri sağlayacağını ifade etti. COP31'in Antalya için önemli bir fırsat olduğunu belirten Kaçın, sürecin bilimsel veriler doğrultusunda yönetilmesi gerektiğini söyledi.
Tatlı suyun yüzde 80'i tarımsal sulamada kullanılıyor
Türkiye'deki tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 80'inin tarımsal sulamada kullanıldığını hatırlatan Kaçın, su tasarrufunun artık bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini belirtti.
Vahşi sulama yerine damlama ve yağmurlama sistemlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini söyleyen Kaçın, Antalya Ticaret Borsası'nın 2026 yılı temasını "Su" olarak belirlemesini de su yönetimi açısından önemli bir adım olarak değerlendirdi.
Ürün deseni su kaynaklarına göre planlanmalı
Kuraklık ve çölleşmenin Türkiye açısından önemli riskler oluşturduğunu ifade eden Kaçın, yağışlı geçen bir yılın gelecekte aynı koşulların süreceği anlamına gelmeyeceğini söyledi.
Üretim planlamasının su potansiyeline göre yapılması gerektiğini belirten Kaçın, kuraklığa dayanıklı çeşitlerin yaygınlaştırılması, ürün deseninin bölgesel su varlığına göre belirlenmesi ve tarımsal teknolojilerin daha etkin kullanılması gerektiğini dile getirdi.
Kaçın ayrıca tropikal meyve üretiminin bazı bölgelerde yer altı su kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekti. Aksu, Kaş ve Fethiye'de deniz suyunun yer altı sularına karışmasının üretimi olumsuz etkilediğini belirten Kaçın, kontrolsüz ve ruhsatsız açılan kuyular nedeniyle yer altı su seviyelerinde düşüş yaşandığını söyledi.
Konuşmasını, "Toprağı da suyu da doğru kullanmak zorundayız. Gelecek nesillere üretmeye devam edebilecekleri bir doğa bırakmak hepimizin sorumluluğudur." sözleriyle tamamladı.
TARIM PUSULASI HABER MERKEZİ
İlginizi Çekebilir