© Tarım Pusulası

TİM: Hububat ve Gıda İhracatı Ocakta 929,5 Milyon Dolar

Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörünün ocak ayı ihracatı yıllık bazda gerileyerek 929,5 milyon dolar oldu.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan verilere göre, hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, ocak ayında 929,5 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Çikolata ve kakaolu ürünler, ayçiçek yağı, bisküvi, gofret, şekerleme, makarna ve buğday unu gibi temel gıda kalemlerini kapsayan sektörün ihracatı, miktar bazında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 13,8, değer bazında ise yüzde 9,3 geriledi.

Ocak ayında en fazla ihraç edilen ürün, 88,2 milyon dolar ile ayçiçek yağı oldu. Birim fiyatlardaki artış sayesinde bu kalemde değer bazlı bir düşüş yaşanmadı. Ayçiçek yağını 86,2 milyon dolar ihracatla çikolata ve kakao bazlı ürünler izlerken, tatlı bisküvi ve gofret ihracatı 76,1 milyon dolar olarak kaydedildi.

Sektörün en büyük ihracat pazarı olan Irak’a yapılan hububat ihracatı, aylık bazda yüzde 34,3 azalarak 108,5 milyon dolara geriledi. Buna karşılık ABD pazarındaki büyümesini sürdüren sektör, bu ülkeye ihracatını yüzde 10 artırarak 62,4 milyon dolara çıkardı.

Rusya ile ortaklık vurgusu

TİM Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, küresel gıda ticaretindeki gelişmeleri değerlendirerek Rusya’nın tarım ve gıda alanındaki yeni stratejisine dikkat çekti. Tiryakioğlu, Rusya’nın yalnızca hammadde ihracatçısı olmaktan çıkarak gıda zincirinin üst halkalarına yöneldiğini belirtti.

Rus şirketlerinin devlet desteğiyle yurt dışında buğday unu, ayçiçek yağı ve gıda işleme tesisleri kurmaya teşvik edilmesinin bu stratejinin göstergesi olduğunu ifade eden Tiryakioğlu, “Rusya’nın doğrudan katma değerli ürün üreten bir aktör olma isteğinin arkasında, artan üretime rağmen baskılanan fiyatlar ve tarımsal kârlılıktaki düşüş bulunuyor” dedi.

Türkiye’nin Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında ithal girdileri katma değerli ürünlere dönüştürerek uluslararası pazarlara sunan güçlü bir sanayi altyapısına sahip olduğunu vurgulayan Tiryakioğlu, Rus şirketlerle kurulacak ortaklıkların hem tedarik güvenliği hem de atıl kalan kapasitenin değerlendirilmesi açısından önem taşıdığını ifade etti.

Hindistan değerlendirmesi

Tiryakioğlu, Rusya’nın Çin ve Hindistan gibi büyük pazarlarla derinleşen ilişkilerinin küresel ticaret dengelerini etkilediğini belirterek, AB–Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması’nın gıda sektörü açısından olası sonuçlarını da değerlendirdi.

Türkiye’nin AB’ye yönelik gıda ihracatının kotalarla sınırlı olması nedeniyle bu anlaşmanın doğrudan etkisinin sınırlı olacağını söyleyen Tiryakioğlu, Hindistan’ın pirinçteki ihracat gücüne rağmen bu ürünün anlaşma kapsamı dışında tutulmasının AB pazarında ani bir arz artışını engellediğini kaydetti.

Ancak anlaşmanın dolaylı etkilerinin olabileceğini belirten Tiryakioğlu, Hindistan’ın hem büyük bir tedarikçi hem de önemli bir ithalatçı konumunda olduğunu, tarımsal sanayi altyapısının güçlenmesiyle işlenmiş gıda ve katma değerli ürünlerde küresel rekabetin artabileceğini söyledi.

Türkiye’nin Hindistan’a yönelik hububat ihracatının yıllık ortalama 45 milyon dolar seviyesinde olduğunu hatırlatan Tiryakioğlu, iki ülke arasında geliştirilecek yeni iş birliklerinin, her iki taraf için de karşılıklı fayda sağlayacak fırsatlar yaratabileceğini ifade etti.

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER