Tarkim
Egemen  Oruçoğlu

Egemen Oruçoğlu

Türkiye Tarımında Doğru Gübre Tercihi

16.11.2016

Takip Edin

Nitratlı gübrelerin terör faaliyetlerinde kullanılması sebebiyle Haziran ayında yasaklanmasından sonra, tarım sektörünün içinden ve dışından, gübrelere ihtiyaç ve gübrelerin zararları karşılaştırması yapılmaya başlanmış ve bilgi kirliliği sektöre zarar verecek seviyeye gelmiştir. Bu sebeple bir açıklama yapılması gerekmektedir.

Daha verimli ürün vermesi için bitkilerin ekim ve gelişim dönemlerinde, katı ya da sıvı halde verilen bitki besin maddelerine gübre denir. Bitkisel üretimde verimliliğin artırılması yanında, gübreler, toprak yapısının iyileştirilmesi, insan sağlığının korunması, çevreye verilebilecek zararların engellenmesine de yaramaktadır. Günümüz teknolojisi ile gösterilen gelişim ile; kimyasal gübre, organik gübre, organomineral gübre ve mikrobiyal gübre olarak dört ana gruba ayrılmaktadır. Toprak düzenleyici olarak pazarlanan belirli ürünler, birincil ve ikincil bitki besin maddelerini içermediğinden gübre sayılmamaktadır.

1960’lı yıllarda ülkemizde kullanılmaya başlanan kimyasal gübreler, azot (N), fosfor (P) ve potasyum (K) elementlerinden en az birini içermektedir. Bu elementleri içeren hammaddelerin kimyasal reaksiyonlara sokulmasıyla elde edilirler. Günümüzdeki kimyasal gübreler kükürt (S), çinko (ZN), bor (B) ve benzeri ikincil besin elementlerini de içermektedir. Türkiye’de 6 milyon tondan fazla kimyasal gübre tüketilmesine rağmen toprağa atılan bitki besin maddesi ortalaması Dünya ve Avrupa Birliği ortalamalarından dahi düşüktür.

Doğru bitkiye, doğru zamanda, doğru oranda ve doğru cins gübre uygulandığında kimyasal gübre kullanımından optimum fayda sağlanmaktadır. Kimyasal gübrelerin zararı içerdiği bitki besin maddelerinden değil, bu bitki besin maddeleri ile birlikte toprağa verilen yan maddelerden gelir. Örneğin, bitkinin azot (N) elementini alabilmesi için, gübrelerin amonyak azotu (NH3), nitrat azotu (NO3), üre azotu (NH2) ihtiva etmesi gerekir. Ancak gübre üreticileri, azot kaynağı olarak Amonyum Sülfat ((NH4)2SO4) yerine Amonyum Klorür (NH4Cl - şap) kullanırsa Türkiye topraklarının çoğunda bu kimyasal gübre cinsi zarara yol açar.

Organik gübreler, bitkisel ve hayvansal atıkların fiziksel işlemlerden geçirilmesi ile elde edilen ve bitki besin maddelerini organik bileşikler halinde içeren gübrelerdir. Kimyasal reaksiyona sokulmamaları şartıyla, sığır gübresi, tavuk gübresi, yarasa gübresi ve son günlerde haberleri yapılan solunca gübresi organik gübrelere girer. Maalesef bu gübrelerin bitki besin maddesi içeriği çok düşüktür. Çiftçilere satış fiyatlarına karşılık toprağa kattıkları bitki besin maddeleri ve organik madde performansı karşılaştırıldığında kesinlikle mantıksız bir seçenek olarak kalmaktadır. Son dönemde görülen reklam-haberlerin aksin, solucan gübresi üretimi ve pazarlaması bir ponzi oyunu (saadet zinciri, titan zinciri) olmaktan ibarettir.

Leonardit ve leonarditten elde edilen hümik asit, fülvik asit gibi ürünler gübre değil, toprak düzenleyicidir. Hümik ve fülvik asit, bazı organomineral gübrelerin üretiminde organik madde kaynağı olarak kullanılmaktadır. Organomineral gübreler, organik maddeler ile kimyasal (mineral) gübrelerin bir araya getirilmesiyle elde edilen ve toprağa bitki besin maddesi verirken organik madde içeriğini de artırmayı hedefleyen gübrelerdir. Belirli standartları olsa da ülkemizdeki her üretici kendine özgü bir yöntemle üretim yapmaktadır. Bazı üreticiler bitkisel ve hayvansal atıkları organik madde kaynağı olarak kullanırken, diğer üreticiler de leonarditi organik madde kaynağı seçmiştir. Türkiye genelinde organomineral gübre tüketimi için yeterli üretim kapasitesi bulunmamakla birlikte, bu cins gübrelerin kullanımı gitgide artmaktadır.

Mikrobiyal gübreler ise gübre verimliliğini artırmak amacıyla bitkinin hali hazırda simbiyotik yaşam sürdürdüğü organizmaların bitki besin elementleri ile birlikte pazarlandığı ürünlerdir. Bu tip gelişmiş ürünler fiyat-performans skalasına uygundur ancak sadece gelişmiş tarımsal üretimin yapıldığı bölgelerde yayılmıştır. Maalesef Türkiye geneline yayılması için ne gerekli tedarik-üretim altyapısı, ne tarım altyapısı, ne de tüketici bilinci hazırdır.

Bu makale 2251 kez okundu

Makale Yorumları

  • Ceyhun İşbilir

    Ceyhun İşbilir

    17.11.2016 01:29

    Solucanlar, eski çağlardan bu yana yaşamını sürdüren yegane yaşam formudur. Toprak altında yaşamını sürdürürken, milyonlarca yıl maruz kaldığı patojenlere karşı güçlü bir bağışıklık sistemi oluşturmuşlardır. Solucanların dışkılarından elde edilen Solucan Gübresi ise sebze, meyve ve bitkinin verimini, dayanıklılığını, kalitesini arttırırken, kök ve kök çevresindeki hastalıklara karşı direnç sağlayan bir organik gübre çeşididir. Solucanlar, üzerlerinde ve sindirim sistemlerinde bulunan ve onları koruyan vücut sıvılarını (sölom sıvısı) gübreye geçirir, bu gübre de bitkilerde patojenlere karşı direnç sağlar. Solucanların sindirim sisteminde, çok sayıda bitkiye yararlı mikroorganizmalar, azot fikse eden bakteriler, mikorizal mantarlar, antibiyotik etkisi yaratacak doğal büyüme hormonları ve enzimler bulunur. Gübreye geçen bu enzimler ve YOĞUN BİTKİ BESİN ELEMENTLERİ bitkilerde sağlıklı ve hızlı gelişim sağlar. Mikroorganizmalar, enzimler, bitki besin elementleri, ve sölom sıvısı sayesinde; toprağı organik maddece zenginleştiren, Ph dengesini ve toprağın biyolojik yapısını düzenleyen, fiziksel yapısını iyileştiren, Organik Solucan Gübresi sayesinde dirençli, kaliteli ürünler elde edilir. Bu gübrenin yüksek değerlikli olmasının nedeni, bitki besin elementlerini çözünmüş ve bitkiler için hemen yararlanılabilir formda içermesi yanında, bitki gelişimi için önem taşıyan pek çok organik bileşiği ve bakteri, fungus gibi yararlı mikroorganizmaları içermesidir. Solucanların sindirim sisteminden geçen organik atıklardaki mikro besin elementleri doğal bir şekilde şelatlanarak dışarı atıldığından ve koloidal formda olduklarından toprakta kayba uğramadan bitkiler tarafından kolay bir şekilde alınabilmektedir. Bu gübre ayrıca amino asit, enzim, humik asit, fulvik asit gibi bitki gelişimini hızlandıran organik bileşikleri kapsadığından bitkilere uygulandığında fitohormon aktivitesini yükseltmekte ve hastalıklara karşı direnci artırmaktadır. Biohumus simbiotik azot bağlaması yapan Rhizobium bakterilerini ve asimbiotik azot bağlayan bakterileri de içerir. Bu nedenle topraklara uygulandığında azot kazancını artırmaktadır. Tüm bu özellikleri ile solucan gübresi biyolojik gübre materyali olarak değerlendirilmekte, üretilmekte ve pazarlanmaktadır Kaynak: Ziraat Mühendisleri Odası Yayınları, 2011. Dr. Thomas J. Barrett Dünyanın kullandığı solucan gübresine saadet zinciri yakıştırması yapan biri ne kadar dikkate alınabilinir...

  • Harun

    Harun

    18.11.2016 00:25

    Haklısınız Ceyhun bey, kendi saadet zincirlerinin sonu geldiğini anlayınca diğerleri ve biz diyerek arayı açmak kapitalist düzenin gereğince ezmek istiyorlar.

  • Onur Biçer

    Onur Biçer

    23.05.2017 15:32

    Kimyasal maddeler çoğunlukla zararlıdır, insanın para kaygısı ile kimya bilimini işleyerek çoğaltığı ürünler genellikle zararlıdır.Solucanlar canlı hayvanlardır ve binlerce yıldır toprak içinde varlıklarını sürdürmüşlerdir.Haliyle sindirim sistemlerinden geçerek ortaya çıkacak olan dışkı(gübre) organik olacaktır. Kısacası, editörün Solucan Gübresi sektörünü saadet zincirine benzetmesine katılmıyorum.Harun Bey'in de belirttiģi Solucan Gübresi üretim ve tüketiminin artıyor olması kimyasal gübre üretim karteline zarar verecek bir gelişme olduğu için bazı etkileşimler sonucu kaleme alınmış bir yazı olarak değerlendiriyorum makaleyi. Gelecek için, çocuklarımızın doğal besinlerle gelişebilmeleri için ve daha da önemlisi toprağımızın ölmemesi için para kaygısından uzak durulmalı ve organikliği ispatlanmış olan Solucan Gübresi üretimi desteklenmeli diye düşünüyorum. Saygılarımla,

Yorum Yazın

CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.